Dünyada korona ve kapitalizmin krizinin emekçilere ağır yükler getirdiği ve bu yüklerin ülkemizde ekonomik ve siyasal krizle derinleştiği bir süreçte sosyalizm, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltmek yerine, çeşitli çevreler ve iktidar tarafından sisteme muhalif bir kaç HDP belediyesi ve Dersimde sosyalistlerin elinde olan belediye hedef haline getirilmiş durumdadır.

Eleştiri yapılmamalı demiyoruz ama sistemin bu kadar ağır saldırılarının olduğu, her tür baskı, yıldırma, kutuplaştırma ve boğma sürecinde muhalif belediyeleri hedef tahtasına oturtmak niyetten bağımsız sistemin çarklarına su taşımak olmaktadır. Aynı baskı ve sorunları kat kat yaşayan HDP ve ittifak bileşenlerinin belediyemize yönelik sürdürdüğü bu teşhir çalışması ne ittifak anlayışına ne de dostluğa sığmamaktadır.

HDP’nin teşhir süreci sona ermeden bu defada Yeni Demokrasi cephesinden çok daha üst perdeden belediye ve kurumumuzu hedef alan açıklamalar gelmeye başlamıştır.  HDP ve bileşenlerinin refleksleri daha çok somut bir konuda anlık tepkisel refleksler biçiminde gelişirken, Yeni Demokrasi ise belediyede ortak çalışma görüşmelerimizin devam ettiği bir süreçte sorunu başka bir kulvara taşıyarak, yerel yönetimler çalışması üzerinden kurumumuzu ve yoldaşlarımızı devletle işbirliği yapma imasıyla suçlamaktadır.

Ve yine sosyal medya üzerinden bizdenmiş gibi gözüken, belli dönemlerde bizimle ortak emekleri olan fakat şimdi iktidarı bir tarafa bırakarak geçmiş emeklerine ve zor koşullarda devrimcilik yapmaya çalışan yoldaşlarımıza ve kurumumuza eleştiri adı altında küfür eden, yakıştırmalar yapan arkadaşların tutumları da çok manidardır. İktidarın saldırılarını ve baskısını anlıyoruz ama bu süreçte yoldaş ve dost dediğimiz kurumların devletle aynı kulvarda kurumlarımızı ve yoldaşlarımızı hedef alarak eleştiri yapma sebeplerini kamuoyu gibi bizde merak etmekteyiz

Geçmişte ve bugün devrim lehine kaçırılan tüm fırsatların altında halkı ve sınıf saflarını bölen, onları kutuplaştıran, halkın gözünde değerini düşüren, düşmanlaştıran bu anlayışlar yatmaktadır. Her tartışmanın kamuoyu önünde yapılmayacağını bilen bu kurum ve kişilerin yüz yüze ya da yazılı iletilerle aramızdaki iletişim kanallarından yapacakları fikir, eleştiri ve uyarıları teşhir yöntemiyle ortaya sermeleri, amaçlarının bağcıyı dövmek olduğunu ortaya koymaktadır.

Devrimci ve sosyalist harekette yaşanan siyasal gerilik, ilkeli ve doğru yöntemle yapılan eleştiri mertliğini bozmuş, ilkesiz eleştiri ilke haline gelmiş durumdadır. Devrimcileri burjuva kesimlerden ayıran en erdemli yan, nerde ve nasıl eleştireceğini bilmesidir. Eleştiri ve teşhiri aynılaştıran, ideolojik mücadele ile siyasi mücadeleyi karıştıran bu burjuva yöntemin bize ve devrimci saflara katacağı bir şeyin olmadığını başından söyleyelim. Sınıf düşmanları ve trolleri ile aynı saflarda klavye sallayanlar sadece burjuvaziye hizmet ettiklerini unutmamalıdırlar.

Devrimci mücadelede kendisini kanıtlamış, bedel ödemiş ve ödemekte olan kurumumuza eleştiri adı altında devletle çalışıyorlar imalarıyla ağzına geleni söylemek Yeni Demokrasinin haddi olmamalıdır. Devrim saflarını geliştiren bir anlayışla eleştiri ve ideolojik mücadele yürütülmek isteniyorsa biz hazırız. Sizlerle farklı düşündüğümüz Sosyalizmin sorunlarını, Marksizm, Leninizm Maoizm kavrayışımızı, emperyalizm tahlilini, sosyo ekonomik yapıyı tahlilini, devrimci kulvarda ortaya çıkan yeni sorun ve fırsatları, birlik ve ittifak anlayışını, Devrimin yol ve yöntemlerini tartışabiliriz.

Fakat maalesef devrimci saflarda yaşanan siyasal gerilik, yukarıda ifade edilen devrimin büyük sorunlarına ilişkin tek laf etmeden onları bir tarafa bırakarak, yerellerde yaşanan küçücük sorunları devrimci hareketin ana gündemi haline getirerek siyasi rant peşine düşebiliyor. SMF’nin tüm bu yaşananlara ilişkin elbette sözü var. Fakat Malesef karşılıklı yürütülen bu tartışmaların işçi sınıfı ve ezilenlerin saflarında olumlu bir yansıma yaratmayacağını, hatta tersten zarar verdiğini de biliyoruz.

Ne yazık ki Yeni Demokrasi’de kapasite bu olunca konuşulan konularda bunlar olmak zorunda oluyor. Yeni Demokrasi sadece yönteme ilişkin değil eleştirilerin içeriğinde de geri ve problemli bir anlayışa sahiptir. Bir kaç başlıkta bunları sıralayacak olursak:

Birincisi;

Belediyelerin yasaları ve işleyişiyle komple içişleri bakanlığına ve yerelde de vali ve kaymakamlara bağlı kurumlar olduğunu, protokol ve birçok prosedürün yasalarla zorunlu olduğunu bilmeyen yeni demokrasi sadece vefa sosyal dayanışma grubunun bakanlığa bağlı olduğunu sanmaktadır. Belediyeleri bağımsız kurumlar gibi gördüğü için de, doğru bir çalışma yürütülmezse belediyelerin devletleştirileceği tezini dahi ileri sürecek kadar bilgisiz olduğunu ortaya sermektedir. Belediyeler siyasi, ekonomik, askeri, kültürel olarak devlete karşı durmuyorsa, dost düşman ayrımı yapmıyorsa o belediyeler devletle çalışıyor diyebilmiştir. Yeni demokrasi eleştiri olsunda nasıl olursa olsun diyerek Devrimci mücadelenin cephelerini yerel yönetimlerle aynı kefede değerlendirecek kadar da kafa karışıklığına sahip ollduğunu göstermiştir. Yeni Demokrasi, Belediye ve parlamentoda kitle çalışması dışında başka bir şey beklenmeyeceğini bilmelidir. Bizden öğrenmek istemiyorsa bile en azından HDP pratiği biraz incelenebilir.

İkincisi;

Yeni demokrasi devrimci kamuoyuna hiç kimsenin bu güne kadar akıl edemediği bir tespite imza atarak devletin ve valilerin devrimcileri sevmediğini, halkı devrimcilerden kopararak devrimcileri tasfiye etmek istediklerini söyleyebilmiştir. Bu tespite sadece günaydın denebilir. Dünyada ve coğrafyamızda binlerce yıldır devlet ve temsilcilerinin işi zaten budur. Şu an görevde olan vali üzerinden yapılan eleştirileri de siyaset cahilliği olarak görmekteyiz. Bizim için iyi vali ya da kötü vali yoktur. Valilerin hepsi mevcut sistemin parçasıdır. Ve görevleri de iktidarlarını korumaktır. Yeni demokrasiyi bilmeyiz ama bizim için yüz yıldır dersime gelen valilerin hepsi aynıdır.

Üçüncüsü;

Yeni demokrasi belediyeye kayyum atanmasının aşure ve vefadan dolayı vali tarafından engellendiğini söyleyecek kadar ileri gidebilmiştir. Kayyumun bizzat devletin tepesinde planlandığını bilen Yeni Demokrasi’nin asıl beklentisinin kalan HDP belediyeleri ve Dersim belediyesine kayyum atanması olduğu açığa çıkmaktadır. Devletin kalan belediyelere kayyum atayıp atamayacağını süreç gösterecektir. Fakat bizler halkın iradesi ile seçilenlere kayyum atandığında Amed’te, Peri’de tavrımızı nasıl ortaya koyduysak bundan sonrada tavrımız aynı şekilde devam edecektir. Fakat Yeni Demokrasi de dâhil elinde kına, kayyum bekleyenlerin olduğunu da artık biliyoruz.

Dördüncüsü;

Yeni demokrasinin eleştiri torbasında biriktirdiği tepkiler ve siyasi çekememezlik o kadar fazladır ki 150 yıldır komünistlerin savunduğu Kooperatif örgütlenmeleri üzerinden köylülerin tefeci-tüccara ve gıda tekellerine karşı örgütlenme çalışması ve doğayı koruma refleksini dahi yerel kalkınmacılık adı altında devletin işine yaradığını ifade ederek teşhir etmektedir. Öncelikle sosyalizmi savunan yeni demokrasinin sınıf örgütü olan kooperatifleri ve köylüleri bu biçimde suçlaması asla kabul edilir değildir. Ayrıca 1 Milyonun üzerinde bir nüfusa sahip Dersim’in köy boşaltmalar, baskılar, ekonomik yıkım vb sebeplerle 70 binlik bir köye dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. Kalan insanların dersime tutunabilmesi, örgütlenmesi, dayanışması için yapılan üretim, kooperatif ve ekoloji çalışmalarının karalaması gerçekten düşündürücüdür. Yeni Demokrasi unutmamalıdır ki köylüler yani insanlar olduğu için Dersim devrimcidir. İnsanlara destek olmuyorsunuz bari yapanları karalamayın.

Beşincisi;

Yeni Demokrasi önce SMF’yi belediyeye çok anlam yüklemekle sonrada belediyeyi devrimci yapamadığı için reformist olmakla suçlamıştır. SMF meşru zeminde mücadele yürüten programı ve tüzüğüyle hedeflerini, mücadele alanlarını, ifade eden ve bu doğrultuda çalışma yürüten sosyalist bir kurumdur. Yeni demokrasinin yerel yönetimler ve kooperatif kriteri üzerinden SMF’yi reformist ilan etmesinin Marksist kriterler içinde bir karşılığı yoktur.

Altıncısı;

Kemalizm tartışması üzerinden SMF’yi eleştiren Yeni Demokrasi bunu ilk defa yapmamaktadır. Bir yıl önce de, yerel seçimlerde TKP, EÖC, TKH ile kurduğumuz ittifak üzerinden bize Kemalistlerle hareket ediyorlar, bunlar Kemalist oldu, bunlar İbrahim’in kemiklerini sızlatıyorlar diyordu. Fakat tezatlık şu ki bunları söylerken yanında da aynı anlayışla Kemalizmi savunan EMEP, ESP, HDP vb kurumlar vardı. (Hemen söyleyelim ki bizler için devrimci ve demokrat kurumların Kemalizmi savunması onlarla ittifak yapılmasının önünde engel değildir.) Fakat Yeni Demokrasi’nin kendine demokrat halinin görülmesi için bu örneği veriyoruz.

Yine aynı yerel seçimlerde Millet ittifakı ile yapılan ittifakı da unutmuş değiliz. Tüm bunları unutan Yeni Demokrasi bu yazısında da okullarda, resmi dairelerde, belediyelerde yapılan resmi protokoller üzerinden bizlere Kemalizm eleştirisi yapmaktadır. Yeni Demokrasi’ye kalsa tüm öğrenci ve öğretmenler, memurlar, esnaflar, halkın hepsi Kemalist olmuş oluyor. Kemalizm gibi temel bir konuyu bu derekede bir değerlendirme ile ele almak ve bizi Kemalizmle suçlamak gerçekten içler acısıdır. Hareketimizle ortak geçmişe sahip olan, 50 yıllık bir kurumun 2020 nın ortasında böyle apolitik, böyle geri bir yazı yazması seviyelerinin ne kadar gerilediğini göstermektedir. Özellikle son bir kaç yıldır devrimci hareket içinde bu durum ayyuka çıkmış durumdadır.

Bir Marks’a, Lenin’e, Mao’ya; bir İbrahim’e, Deniz’e, Mahir’e, Mazlum’a bakın birde çorbayı ve protokolü ana gündem yapan, kişisel tartışmalar ve karalamayı hünere çeviren şu ardıllar olarak halimize bakın. Öyle ki bıraksan on yıl çorba, aşure, gıda paketi ve protokol tartışması yapacak kapasite ortaya çıkmış durumdadır. Biz kendi payımıza kamuoyu önünde bu tartışmaları yaptığınıza utanıyoruz.

Eleştiri konusu yerel yönetimler ve korona sürecindeki pratiklerimiz olduğu için bu noktalara ilişkin genel anlayışımız ve çalışmalarımızın kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılması için tekrar ifade edelim.

Yerel Yönetimler Alanında16 Yıldır Çalışma Yürütüyoruz

Kitlelerle bağ kurmak, şeffaf olmak, halkın olanaklarının sınırlılıklar içinde de olsa halka dönmesini sağlamak, sistemi teşhir etmek yandaşlığı, rantı, ayrımcılığı ortadan kaldırmak, muhtaçlık siyasetinden kurtarmak için üretim ve iş alanında istihdam çalışması yürütmek, işçi ve emekçilerin sınıf örgütlerinde örgütlenmesini sağlamak ve haklarını almaları için mücadele vermek. Kadın özneler üzerinden toplumdaki kadın bilinci ve mücadelesinin gelişmesini sağlamak, yerelin ekolojisini ve kültürünü korumak vb yerel yönetim programında yazan birçok şeyi savunduk ve uygulamaya çalıştık. Tüm bunların yanında Temel amacımız Dersim’in tüm farklı fikir, inanç ve kültürleri ile meclisler üzerinden kendisini, kentini, ekonomisini, yaşamını yönetmesini sağlamak oldıu.

Halkla birlikte onaylanmış programımız çerçevesinde ilkelerimizden taviz vermeden yerel yönetimlerin hiç bir alanını boş bırakmadan halkın çıkarlarını temsil etmek genel çalışma prensibimizdir. Bu anlayışla Bakanlık, vali ve kaymakamlarla çalışma, protokoller, yasal zorunluluklar, denetimler, İl genel meclisi ve belediye meclis çalışmaları olanaklar ve sınırlılıklar, iller bankası, kalkınma ajansları, Avrupa Birliği ve birçok kredi kurumlarına yaklaşım, diğer belediyelerle ilişkiler, belediyeler birliği, ittifak, istifa, ihale, işçi alımı, taşeron sistemi, yerel yönetim yasaları, kayyımlar, baskı ve yasaklar vb aklımıza gelebilecek yüzlerce konuda nasıl davranmamız gerektiği üzerine yıllarca tartışmalar yürüttük ve hala yürütüyoruz.

Federasyonumuz komisyonlarımızın yaptığı her çalışmayı halk meclislerinde, toplantılarda ve raporlarda çekinmeden kamuoyuna sunmuştur. Yaşam ve mücadele dinamik bir süreç olduğu için önümüze çıkan yeni sorunlar karşısında acemiliklerimiz, hatalarımız da oldu olmaya da devam edecek. Çünkü iş yapanlar hatada yapacaktır. Tüm bu hatalarımıza ilişkin çekinmeden özeleştirilerimizi verdik. Vermeye de devam edeceğiz. Geçmiş değerlendirmelerimizi teorik yayınlarda, toplantı videolarında ve açıklamalarda görebilirsiniz.

Koronaya gelince; SMF korona sürecide merkezi bir açıklama yaparak devletin sadece sermaye sahiplerini düşündüğünü bu nedenle bulunduğumuz her alanda yoksullar olarak kendi iç dayanışmamızı örmemiz gerektiği çağrısını yaptı. Antakya, Adana, Mersin, Mut, Antalya, İzmir, Çeşme, Balıkesir, Elazığ, Siverek Eskişehir, Bursa, Ankara, İstanbul, Dersim ve birçok ilçesinde Belediye, muhtarlıklar, kooperatifler, inanç kurumları, yöre dernekleri, meslek örgütleri, siyasi kurumlar ve bireyler üzerinden binlerce dayanışma paketi, çeşitli araçlarla yapılan yardım, hizmet vb çalışmalarla işçi ve emekçilerin dayanışmasını örmeye çalıştı. Hapishanelerde koşullarımız çerçevesinde sosyalizm ve demokrasi davasını sürdürücüsü olan politik tutsaklarla dayanışma temelinde siyasi düşünce ayrımı yapmaksızın 120 politik tutsakla dayanışmada bulunduk ve onların sesi olmaya çalıştık.

Özellikle Belediye ve kooperatifin bulunduğu Dersim ve çalışmalarımızın güçlü olduğu İstanbul’da bu çalışmalar çok daha kapsamlı yürütülmüştür. Yine bu süreçte 1 Mayıs, Dersim Tertelesi, açlık grevleri, kadın ve LGBİ+ların yaşadığı sorunlar, nefret suçları, işçi ve emekçilere yönelik hak gaspları noktasında tavırlar takındık. Bildiri, pankart ve basın açıklamaları yaptık, Köylülerin üretimi için tohum, mazot ve fide dağıtımı gerçekleştirdik. Kültürel etkinlikler, paneller vb birçok çalışma gerçekleştirdik. Mevcut pratik süreç devam etmektedir. Korona süreci ve yaptığımız çalışmalar, eksiklikler ve olumlulukları ile hem halk meclislerinde, hem de yetkili kurullarımızda mutlaka değerlendirilecek ve muhasebe edilecektir. Varsa eksiklerimiz onlarında özeleştirisini kamuoyuyla paylaşırız.

Dost kurumların bunca çalışmayı görmezden gelerek kendilerince eksik gördükleri bir nokta üzerinden kıyamet koparmaları bizlerde bu çalışmalarımızı zayıflatma girişimi olarak algılanmaktadır. SMF olarak coğrafyamızda siyaset tıkanıklığından ve devletin saldırılarından dolayı Devrimci harekette önemli bir tasfiyeci sürecin geliştiğini öngörmekteyiz. Bunun en büyük yansıması ise siyasal gerilikler, bölünmeler, iç didişmeler, ittifakların dağılması, sınıf saflarındaki dostlarına dönük saldırıların artmasıdır.

Saldırıların arttığı bu süreçte düşmanca yürütülen her tartışma niyetten bağımsız tüm devrim saflarına zarar vermektedir. Temennimiz düşük seviyedeki bu yazıların, son yazılar olmasıdır. Tüm devrimciler tarafından önemle üzerinde durulması gereken bu sürecin tek panzehiri, dar didişmeleri bırakmak, olumlu gelişmeleri sahiplenmek, siyasal geriliğimizi aşmak, dayanışmayı güçlendirmek, kitle çalışmasında yoğunlaşmak ve hedefi daraltan geniş cepheler kurmaktır.

 

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU

11 Mayıs 2020