AKP iktidarı coğrafyamız işçi, emekçi ve azınlık inanç ve milliyetlere yönelik azgın saldırılarına hız kesmeden devam ediyor. Kuruluşundan bugüne dek halklarımıza yönelik geliştirdiği siyasal hegemonya bugün farklı konsept ve koalisyonlarla ivme kazanmış durumda. Coğrafyamız açık faşizm konseptiyle kuşatılarak, toplumsal dinamikler tasfiye edilmeye çalışılıyor. Dün olduğu gibi bugün de Kürtler başta olmak üzere diğer azınlık milliyetler tasfiye edilerek tekçi, hegemonik siyasal yönelim kalıcı hale getirilmeye çalışılıyor. Tarihsel bağlamdaki direniş ve mücadelelerin bir sonucu olarak elde edilmiş olan haklar bir bir ortadan kaldırılıp dikensiz gül bahçesi yaratılmak isteniyor. Açık faşizm ve bununla harmanlanan tekçi ve hegemonik yönelim özellikle son yıllarda zirveye sıçramış durumda. Kayyumlar, tutuklama ve gözaltı furyası, işkence, kaçırma ve demokratik kurumların kriminalize edilerek etkisizleştirmek istendiği bir süreci yaşıyoruz. En küçük hak ve talep mücadelesi bilindik “terör” yaftalamasıyla hedeflenip olası toplumsal gelişmeler darbeleniyor. Pervasızlaşarak devam eden bu kesit yine bugün kayyum siyasetiyle kendini ifşa etmiş durumdadır.

Bugün Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyeleri faşist saldırıların hedefi olmuş durumdadır. Daha öncesinden hemen hemen tüm HDP’li belediyelere kayyum atanarak, Kürtlerin direnci bozguna uğratılmak istenmişti. 31 Mart 2019 seçimleriyle birlikte, Kürtler ve diğer toplumsal dinamikler tüm baskılara ve faşist saldırılara karşı göğüs germiş ve boyun eğilmeyeceği ve teslim alınamayacağı mesajını vermişlerdi. Bugün ki aşamada ise AKP/Erdoğan iktidarı tekrardan HDP’li belediyeleri tasfiye ederek toplumsal politik dalgayı engellemeye çalışmakta ve Kürtleri siyaset dışı bırakmak istemektedir. Buradaki yönelimin bir yanı bu iken diğer bir yan ise devrimci, demokratik güçlerin aynı biçimde etkisizleştirmektir. İktidarını yeniden tesis etme, geleceğini baki kılma ve coğrafya işçi, emekçi ve azınlık inanç ve milliyetleri politik arenada darbeleyip muhtemel gelişmeleri engellemek hedefiyle konumlanmıştır. Bugün 500’e yakın HDP’linin gözaltına alınması ve bu durumla pekişen bir yan taşımaktadır. Kentlerin kan revan içerisinde bırakıldığı, bombaların kent merkezlerini hedef aldığı, işkencenin adeta bir hobiye dönüştüğü süreçlere tanıklık yaptık. Taybet Analardan ve Cemilelere yankı bulan feryatlar hala kulaklarımızda çınlamaktadır.  Kürtlere reva görülen hiçbir şey egemenlerin deyimiyle alın yazısı değildir. Planlı, programlı bir yönelimin somut yaşama geçirilmesidir. Tarihseldir ve günceldir.

SMF olarak AKP/Erdoğan iktidarı tarafından HDP’li belediyelere atanan kayyumları tanımadığımızı ve darbelenen haklarımızı sonuna kadar savunacağımızı tekrardan dile getiriyoruz. Faşist kuşatmaya karşı tüm coğrafya işçi ve emekçilerini en tabii haklarını kullanmaya davet ediyoruz. Zulüm tiranlığına karşı isyan etmenin hak olduğu gerçekliğini bilinçten çıkarmadan konumlanmak bugünün temel görevidir. Faşizm “alın yazısı” değil, ortadan kaldırılması gereken bir egemenlik sistemidir.

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU

19 Ağustos 2019