Damarları Munzur dağların derinliklerine uzanan, Munzur Çayından beslenen bir geleneğin, engin deneyim, tecrübe ve birikime sahip olan, birikim sonucunda Meclisler üzerinde mücadelesini yürütmesi tesadüfü değildir, iradeli, bilinçli ve tarihseldir. Demokratik Haklar Platformu’ndan (DHP) Demokratik Haklar Federasyonuna (DHF) oradan da Sosyalist Meclisler Federasyonu’na (SMF) uzanan bu tarihsel yürüyüş bizimdir.

Sosyalist Meclisler Federasyonu’na geçiş nicel değil nitel bir çıkıştır. Bu nitel çıkış anlayışı kitlelerin özneleştirilmesi, söz, karar ve yönetim dolaylı değil doğrudan katılmaları için bir yol açmıştır. Bu anlayışla genel olarak halk, Meclislere yürütme görevlilerini göndermede kendisi seçme hakkına kavuşmuştur. Sadece yöneticilerini seçmekle kalmıyor aynı zamanda seçtiği yöneticiyi denetliyor, geri çağıra biliyor, gerektiğinde görevden alma ve yerine atama yapma yetkisine ve hakkına sahiptir.

Bütün bunlar bir merkezden atanmış denetlenmeyen, imtiyazlı bürokrasiye karşı sosyalist anlayışa uygun örgütleme biçimidir. Zira yerel ve bölge iradesi öznelleşmiştir, işlevseldir. Dolayısıyla DHP- DHF oradan SMF’ye uzanan bu yol, kitlelerin özneleştirilmesi söz karar ve yönetime dolaylı değil doğrudan katılmaları için bir çığır açmıştır.

Temsili “demokrasi” bir burjuva modelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi temsili “demokrasi” meclisidir. Türk burjuva Meclisine Seçilen Vekillerin maddi imkan ve olanakları olmayanların seçilme imkanları yoktur. Maddi imkanları olan kişiler seçime gire bileceği bir burjuva “demokrasi” meclis modelidir. Ankara da ki TBMM’ne Kitlelerin seçip gönderdikleri Vekillerini geri çağırma, hesap sorma, görevden alma yetkilerine sahip değillerdir. Kitleler iradelerini değişmez Vekillere teslim ederek seyirci duruma düşürülemez. Lakin böyle bir örgüt ve devlet anlayışı amaçlarımıza uygun değil-olamazda. Kısacası her meclisin geniş halk kitlelerin temsil edemeyeceğinin altını çizmek istiyorum.

Bizim açımızdan devlet ve örgüt, amaçlarımıza ulaşmak için tarihsel bir zorunluluktur, yoksa bu iki kurumda bizler tarafından kutsama abidesi değildir. Yani aşılması gereken şartlar ve koşullar zorunlu kıldığı araçlardır. Esas alacağımız Kitlelerdir, devrimde kitlelerin eseridir, devrimi sürdürme keza kitlelerin işidir. Kitlelere önderlik eden bilinç ve önderlikler elbette gereklidir. Lakin bu kitlelere rağmen tepeden atanmış, dokunulamaz şahıslar ve bir alan değildir.

SMF bu anlayış çerçevesinde ileriye atılmış nitel bir adımdır.

Gerçek bir örgüt anlayışı kültüre, kişiliğe dönüştürülmesinin yolunu açmıştır-açıktır. Bu bilinçle bu iradeyi selamlıyorum. Örgütlenmeyi tabandan koordine eden bir kominal yürüyüş olmaları sosyalist devrim için önemlidir.

SMF’nin bu tarihsel yürüyüşte ki ileriye doğru çıkışı diğer alanlar içinde örnek alınması gerekir. Söz Yetki yerel ve bölgedeki kitlelere devreden SMF diğer ötekileştirilenler açısından da önemlidir. Kendilerini ifade edebilecekleri bir Meclislerin olması, orada söz, karar sahibi olmaları kendi özgür geleceklerini ellerine almaların imkan ve olanakları sunulmuştur.

Soykırımdan geçen Dersim halkının, merkezi dikta rejiminden kurtulmanın tek yolun kendi kendisini yönetmesidir. Bunun yolu da yerel, bölge Meclisler aracılığı ile kendi kültürünü, dilini, yasama, yürütme ve yargısını SMF aracılığıyla yaşamanın olanaklarını yaratmasından geçer.

Keza Ezidi, Ermeni, Süryani, Keldani, Pontus, Alevi ve daha sayamadığım onlarca inanç ve toplulukların SMF’nin programı etrafında toparlanmalıdırlar. Milletlerin, çoğunluk sayısına göre değil, inançların hakim inanç ve ulusların çıkarları değil, hiçbir ulusun ve inancın bir başka ulus ve inancın üzerinde imtiyaz sahibi değildir, olamazda. Bunun yegane güvencesi ve yeri elbette ki Sosyalizme giden yoldaki aracımız olan Ademi Merkeziyetçilik anlayışı ile öreceğimiz SMF’dir.

Dersim Dernekleri Federasyonu, (DEDEF) bu anlamıyla kendisini Sosyalist Meclisler biçiminde yeniden organize etmelidir. Dersim de 2004 yılından bu yana “Söz Yetki Karar Dersim Halkına” şiarı işte tamda SMF programın ifade ettiği Sosyalist Meclislerde ifadesini bulmaktadır. DEDEF, en kısa sürede Sosyalist Meclisler inşa etmesi için alt yapısını oluşturmalıdır. Her rengin ve her görüşün kendisini ifade ettiği bir Meclisler artık çağımızda ki olmazsa olmazıdır. Gönül birlikteliği çerçevesinde yürütülen mücadele, büyük toplumsal meselelere de atılım olması için bir vesile olacağı muhakkaktır.

Özgür toplumları yaratmada en önemli kriter, farklılıkların birlikte mücadele etmesidir. Toplum tekleştirilemez. Toplumu tekleştirmek, ona cüret etmek sosyolojik bir gerçekliğe karşı gelmektir. Zorlan dayatılan ve toplumun sosyolojik iç dünyasının gerçekliğini görmek istemeyenler, yaşamı bloke eden, yönlendiren bir manipülasyon geniş halk yığınları böler, ezilenlerin safını dağıtır. Özgür ve eşit birlikteliği savunanlar ancak halkların gerçek birliğini sağlarlar. Bu bütün parti ve devletler içinde geçerlidir.

Sosyalist Meclislerde yatan niyet ve gerçeklik Paris Komün ruhudur. Keza Ekim devrimi ve Çin Büyük Proleter Kültür devrimin ruhunda da komünal, Sosyalist Meclisler anlayışı ve ruhu vardı. Lakin tarihsel bazı zorunluluklardan dolayı istenilen biçimde uygulanamamış olsa da esas hedef ve amaçları Meclisler ve Komündür.

Sosyalist Meclisler Federasyonuna başarılar diliyorum.