SMF İstanbul Örgütlüğü, yazılı bir açıklama yaparak “Faşizme karşı emekçilerin birliği için 1 Mayıs’a!” dedi.

Burjuva iktidarlar kendilerini var ederken siyaset, askeri güç, hukuk üzerinde hakimiyet kurdukları kadar mekân üzerinde de hakimiyet kurarlar. O mekânın adının ne olacağı, üzerinde neyin olacağı, kimin kullanımına açık olacağı konusu bizzat o iktidar tarafından şekillendirilen, yön verilen bir politikanın sonucunda belirlenir. Özellikle meydanlar kitlelerin çeşitli amaçlar için toplandığı ve özelde de siyasal içerikli toplantılar düzenledikleri yerler olmaları bakımından bu iktidar politikalarının daha direk bir hedefi durumundadır. Bu açıdan bakıldığında Taksim Meydanı’nın iktidar açısından özelde de AKP iktidarı açısından bir irade konusu haline gelmesi daha anlaşılır olacaktır. AKP bu meydanı özelde Gezi süreciyle birlikte giderek daha fazla bir şekilde iktidarına karşı şekillenen muhalefetin sembolik bir alanı olarak gördüğü için bu meydan üzerinde özel politikalar gütmektedir. Aylarca süren betonlaştırma çalışmalarıyla iktidar, ülkenin bütün muhalif sesleri gibi Taksim Meydanı’nı da histerik bir güdüyle adeta tutsak etmiştir. Daha da ötesi Taksim bir bütün çevresiyle birlikte AKP’nin şekillendirmek istediği “Yeni Türkiye’nin” bir prototipi haline dönüştürülmüştür. AKP Taksim’i kendi suretine dönüştürmek istemektedir.  Zevksiz ve çirkin betonlaştırmaya her adımda karşımıza çıkan kolluk güçleriyle çıplak bir iktidar gösterisi sergileyen AKP Taksim’i süresiz gözaltına almış durumdadır.   ”

1 Mayıs Meydanı Taksim’dir ve Öyle Kalacaktır

Büyük burjuvazinin iktidarı açısından durum böyleyken emekçiler açısından da durum farklı değildir. Taksim şehrin tarihten bugüne siyasi kamusal alanı olarak işçi sınıfı mücadelesinin tarihi açısından sembolik değerde bir öneme sahiptir. Yaşadığımız coğrafyadaki sınıf mücadelesinin mihenk taşlarından biri olan ‘77 1 Mayıs’ında katledilen 37 emekçinin kanıyla sulanan bu meydan emekçilerin mücadelesi açısından tarihi sembolik bir anlam taşımaktadır. Gezi Ayaklanmasıyla birlikte Taksim’in bu anlamı pekişmiş ve derinleşmiştir. Diyebiliriz ki Taksim Meydanı artık emekçiler, kadınlar, ötekileştirilmişler, öğrenciler için siyasi bir semboldür. Bu yüzdendir ki bizim için 1 Mayıs Meydanı Taksim’dir ve öyle de kalacaktır.  Türkiye/Kuzey Kürdistanlı devrimcilerin Taksim’e giden yola dair bir mücadele deneyimi vardır ve bu mücadele sonucundadır ki 2010 yılında görkemli bir şekilde Taksim’e çıkmış, emekçilere yaraşır bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamışlardır.

Bir yılı aşkındır süren AKP darbesinin ardından OHAL’le ve KHK’larla ülke muhalefetinin üzerinden defalarca silindir gibi geçilmiş, örgütlü güçler önemli oranda yasaklanmış ve dağıtılmışken esas hedef gün gibi önümüzde durmaktadır; devrimci, demokratik ve yurtsever muhalefet topyekûn yok edilmek istenmekte, ülkede tek farklı ses dahi kalsın istenmemektedir. Bir yandan halka yönelik bombalama saldırılarıyla bir yandan yasaklamalar ve polis baskısıyla 10 kişinin dahi yan yana gelmesi engellenmekteyken halk sokağa çıkmayı dahi “unutur” hale getirilmiştir.”

Emekçilerin Gücü Faşizmi Yenecek

Her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul’da gerçekleştirilecek 1 Mayıs mitingi için yürütülen alan tartışmalarında Taksim Meydanı valilik tarafından emekçilere “yasaklanmış”, 1 Mayıs alanı olarak farklı alanlar sunulmuştur. Sendikalar ve çeşitli devrimci, demokratik, sosyalist ve yurtsever kurumlardan oluşan 1 Mayıs Koordinasyonu ise bu alanlar içerisinde hem yürüyüş kortejlerinin oluşturulabilmesi açısından daha uygun olduğu için hem de konumu ve büyüklüğü itibarıyla taşıdığı avantaj bakımından Maltepe Meydanı’nda karar kılmıştır.

Ülkedeki tüm farklı seslerin ve muhalefetin yükselen faşist baskılarla topyekûn yok edilmek istendiği ve insanların en temel anayasal haklarını kullanmaktan dahi men edildiği böylesi bir dönemde faşizme karşı mücadele alanlarında mümkün olan en geniş birlikleri kurmak ve devrimci demokratik sosyalist ve yurtsever kurumların birliğini sağlayarak emekçileri güçlendirecek politikalar üretmek bugün açısından en önemli görevlerden biridir. SMF, siyasi özneler olarak işçi sınıfının enternasyonal birlik ,dayanışma ve mücadele  günü olan 1 Mayıs’ta kitlesel ve güçlü birlik içerisinde sokaklara ve meydanlara çıkmasını ve bu birliği koruyacak politikaları güçlendirmeyi önemsemektedir.

Çerkezköy’de direnerek kazanan Prettl Fabrikasındaki işçi kadınların ve metal işçilerinin direnişinden aldığımız güçle iktidarın KHK zorbalığıyla hukuksuzca işinden ettiği memurlar, eğitim emekçileri , gazeteciler, ev içi emeği görünmeyen ve eşit işe eşit ücret alamayan kadınlar, fabrikalarda üreten işçiler,  plazalarda sömürülen ‘beyaz yakalı’ emekçiler, geleceksizleştirilmiş  gençler, işsizler, ezilen halklar ve tüm ötekileştirilmiş kesimler olarak hep birlikte daha kitlesel ve güçlü bir birlikle faşizmin saldırılarına karşı Maltepe Meydanı’nda olalım!

Bilelim ki bizden ve haklılığımızdan korkan faşizmdir ve emekçilerin örgütlü gücü karşısında hiçbir faşist iktidar duramayacaktır!

Faşizm haklılığımızdan aldığımız gücün karşısında yenilmeye mahkûmdur.

 

SMF İstanbul