Klikler arası iktidar dalaşı keskinleşmenin ötesinde, muhalefet bloğunun iktidara oturması eğilimiyle son evrelerine gelmiş durumdadır. Burjuva siyaset cephesinde dinamik olarak yaşanan hızlı gelişmeler, yalnızca komprador tekelci klikler arasındaki iktidar dalaşında sona gelinmesiyle anlam taşımıyor. Aynı zamanda, genel seçimler ve iktidar değişimi olasılığına bağlı olarak yeni iktidar ve hükümet şartlarına kapı açan özelliği itibarıyla anlam taşıyor; tüm toplumsal kitleleri, devrimci sınıf ve geniş halk kitlelerini ve kuşkusuz ki, devrimci sınıf hareketini de doğrudan etkileyip ilgilendiriyor.

Daha somut olarak, işçi sınıfı ve geniş halk kitlelerinin burjuva siyaset cephesinde yaşanan gelişmeleri konuştuğu, bunlarla alakalı olduğu ve hatta öngörülen seçimlere bağlı olarak politik eğilimlerle tercihlerde bulundukları izlenebilmektedir. Kamuoyu araştırmaları geniş kitlelerin bu sürece kayıtsız olmadığını, bilakis yakınen takip ettiklerini ve elbette politik bir pozisyon aldıklarını ortaya koymaktadır. Kitlelerin burjuva siyaset ve özelde de seçimlere kayıtsız olmadığı, daha fazla ispata gerek bırakmayacak kadar açıktır…

Bu durumda, devrimci sınıf ve geniş halk kitleleri cephesinde örgütlü olan devrimci hareketin, ‘’burjuva siyaset gelişmeleri, klikler arası iktidar dalaşı ve burjuva seçimler bizi ilgilendirmez’’ diyerek, kendisini toplumsal kitleleri kuşatan politik atmosfere kapatma lüksü olamaz. Burjuvazinin kitleleri daha fazla zehirleyerek manipüle etmelerine, yalan ve demagojiye dayalı çarpıtmalarına ve kendilerini tek adres ve çare olarak sunmalarına rıza gösterilemez. Burjuvazinin istediği gibi at oynatmasına, kitlelerin devrimci öfke ve enerjisini klik çıkarlarına manivela yapmasına ve kitleleri manipüle ederek yedeklemesine seyirci kalınamaz, göz yumulamaz. Geniş toplumsal kitlelere nüfuz edip devrimci sınıf mücadelesine kökten çekilmeleri mümkün olmasa da ileri kesimlerinin devrimci ve demokratik cephede yer almaları sağlanarak önemli sonuçların elde edilmesi başarılabilir. Dahası, sınıf tavrı-tutumu bağlamında bir iradenin ortaya koyulması ve her odağıyla burjuva kliklerin teşhir edilmesi sürece müdahil olmayı gerektirir. Bu, ötelenemez devrimci tutum, görev ve sorumluluktur.

Devrimci siyaset, kaçınılmaz olarak burjuva siyasete ve onun alanına müdahale ederek ona alternatif olarak kendisini hissettirmek, onunla mücadele etmek ve mümkün olan devrimci sonuçları elde etmek üzere, burjuva siyasetteki gelişmelere odaklanmak durumundadır. Burjuvazinin seçimlerini onlara karşı bir teşhir aracına dönüştürmek, seçimlerin yarattığı fırsatları değerlendirerek siyasi mücadele ve örgütlenmelerin geliştirilmesine vesile yapmak devrimci siyasetin görevidir. Ve devrimci siyaset, kendisini politik atmosfer ve siyasetten, dolayısıyla toplum ve kitlelerden men ederek iç dünyasına hapsedemez…

Seçimler, burjuva siyaset cephesinde yaşanan en yoğun politik atmosfer dönemi olarak biçimlenir. Bu dönem büyük bir politik dinamizm ve harekete tanık olur. Kitleler bu süreçte en büyük politik aktivite gösterir, mukayeselerde, eleştirilerde, onaylamalarda bulunarak, eleştiri ve savunuları temelinde siyasi tercihlerini belirler. Bu sürecin politik sürükleyiciliği kitleleri kuşatıp içine alır. Devrimci sınıflar adına ne kadar fazla söz ve eylem sergilenir, ne kadar çalışma yürütülüp propaganda yapılırsa, burjuva klikler o derecede teşhir edilmiş olur, halk kitleleri de o derecede bilinçlenmiş olurlar. Devrimci siyaset adına yürütülen bu çalışma ve gerçekleştirilen faaliyetler burjuva klik iktidarlarını engelleyemese de bir alternatifi geliştirip büyütmeye hizmet ederler. Ki bu, küçümsenemez bir birikim ve kazanımdır.

Seçimlerde Demokratik, Devrimci, Sosyalist Güçlerle İttifak Yapma Politikası Esas Siyaset Olmak Durumundadır

Bu bilinçle, devrimci ve demokratik propaganda, örgütlenme ve çalışmaları yasaklayıp engelleyen koyu gerici-faşist baskı ve saldırılar geliştirilerek, seçimlere girmeyi tamamen anlamsız hale getiren açık faşizm şartlarının olağan dışı koşulları devreye sokulmadan, seçimlere girme tavrı benimsenmesi gereken genel doğrudur. Kuşkusuz ki, seçim şartlarının somut olarak değerlendirilmesi esastır. Fakat burjuva seçimlerin kirliliklerden, baskılardan, hile-entrikalardan, hatta komplo ve provokasyonlardan muaf, temiz, dürüst ve demokratik normlar altında yaşanacağını bekleyemez, özgür ve bağımsız bir seçim süreci olarak tasavvur edilemez. Buna karşın genel olarak seçimlere girmenin belli şartları mevcut ise, seçimlere girilmesi doğrudur. Burada belirleyici olan öge, seçimler sürecinde yürüteceğimiz demokratik ve devrimci çalışmaların engellenip engellenmemesi ya da yasaklanıp yasaklanmamasıdır. Ki, bu durumda, yani, örgütlenme ve ajitasyon-propaganda çalışmalarımızın yasaklanarak engellenmesi durumunda, seçimlere girmenin hiçbir anlamı kalmaz. Ne ki, tüm baskılara vb. karşın, örgütlenme çalışmalarımızın yürütülmesi mümkün ise seçimlere girmekte ısrar etmek en doğrusudur. Örgütlenme ve mücadele amaçlarımıza hizmet eden her olanağı devrimci çalışmalarımız için kullanmaktan imtina edemeyiz. Hatta burjuvazinin baskılarını püskürtüp yararak bu çalışmaları yürütmekte ısrar etmeliyiz…

Seçimlere girme mevcut durumda esas ve güçlü olasılıktır. Seçimlere girileceği varsayımından hareket edersek; girilecek seçimlerde demokratik, devrimci, sosyalist güçlerle ittifak yapma politikası esas siyaset olmak durumundadır. Seçim ittifakı genel bir siyaset olarak benimsenmesi gerekendir. Bu genel siyaset, her şeye rağmen ittifak ve her somut pratikte mutlak ittifak anlamına gelmez ya da bu bağlayıcılıkta ele alınmaz-alınamaz. Genel ittifak siyasetine karşın, kimi somut durum ve özgül koşullara bağlı olarak bağımsız adayların gösterilmesi mümkündür ve bu genel ittifak politikasına ters ya da onu boşa düşüren değildir. Yani, genel siyasette anlaşma sağlanırken, bazı özgün ve somut durumlarda anlaşma sağlanamayabilir. Ki bu gibi durumlarda genel ittifak bileşenlerinin bu somutlarda bağımsız adaylarını gösterme biçimi de gelişebilir. Aynı zamanda başka bir ittifak güçle-güçlerle ittifak edilebilir…

İttifak politikamızın temel şartları, eylemde birlik, ajitasyon propaganda da serbestlik ilkesine dayanır. Bağımsız siyasi iradenin tanınması, demokratiklik şartı ve ittifak bileşenlerinin eşit haklar temelinde haklara sahip olması ittifak siyasetimizin somut ilkeleridir. Dayatma ve her türden antidemokratik davranış kabul edilemez. Salt bir destekçilik pozisyonu da kabul edilemez. Siyasi yapılar, bağımsız siyasi amaçlar temelinde, bağımsız örgütlenme ve mücadeleler zemininde anlam taşırlar. Bütün siyaset, politika ve çalışmalarını buna bağlı ele alırlar. Dolayısıyla, yapacakları ittifaklarda siyasi amaç, mücadele ve örgütlenme çalışmalarına dönük çıkarlar güderler. Ki, bu olanağın geçerli olduğu zeminde demokratik bir ittifaktan bahsedilebilir. Bunların olmadığı koşullarda ise, ittifak değil, iltihaktan bahsedilebilir…

Bu Seçimlerde Burjuva Düzen Partileriyle İttifak Tartışmaya Kapalıdır!

Meclis ya da milletvekilliği seçimleri, yerel seçimlere oranla daha kolay ittifak yapılabilir niteliktedir. Ki bu seçimlerde, örgütlenme ve ajitasyon-propaganda olanaklarının kullanılması, bağımsız siyasi çalışmalarını yürütmeleri esastır. Bu temelde, ittifak bileşenlerinin kitle potansiyeli ve gücü göz önüne alınarak ittifakta dikkate alınmaları da ittifakın ruhuna uygun olan pratik bir gereksinimdir.

Bütün bunlardan daha da önemli olan, bu seçimlerde burjuva düzen partileriyle ittifak gibi bir sorunun tartışmaya kapalı olarak tamamen olasılık dışında tutulmasıdır. Bu ilkesel bir meseledir, bunda uzlaşma olamaz. Dolayısıyla, demokratik ve devrimci güçlerin ittifakı burjuva düzen partilerinden muaf, sade ve temiz olmak durumundadır. Faşist düzen partileriyle ilişkilenme-ittifak durumu, ilkesel olarak reddedilmesi gerekendir ve demokratik-devrimci ittifakın burjuva partilerle gölgelenmesi kabul edilemezdir.

Buna karşın, reformist de olsa, halk sınıf güçleri arasında olup demokratik nitelik taşıyan bütün güçlerle ittifak yapmak doğrudur. İttifakta öncelik en yakın güçlerdir. Sosyalist, devrimci ve demokratik güçler ittifakın bileşenleridir. Demokratik nitelik taşıyan güçler reformist vb. gerekçeleriyle dışlanamaz iken, düzen partileriyle bir araya gelen tavır kabul edilemez…

CHP iktidara hazırlanırken sıra dışı bir siyaset izlemektedir. Kılıçdaroğlu’nun ‘’helalleşme’’ biçimindeki son açıklamaları, iktidara gelmekte ciddi olduklarının belirtisidir.  ‘’Helalleşme’’ hikayesinin bir dalga yaratacağı söylenebilir. Devrimci ya da demokratik açıdan içi boş da olsa, söylem boyutuyla bile toplumda bir rüzgar estirebilir. CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun gidebileceği en ileri nokta, tek devlet-tek bayrak-tek millet-tek vatan tekçi paradigma faşizmini geçmez. Ancak, siyasi yumuşama adımı olarak bazı reformsal gelişmelere, faşist paradigmaya dayalı düzen içi kimi iyileştirmelere uzanabilir. Örneğin genel bir affın ilan edilmesi mümkün olabilir. Ya da mevcut iktidarın burjuva hukuklarını devre dışı bırakan hukuksuz uygulamaları yeniden burjuva hukukları temelinde düzenlemeleri mümkün olabilir. Ki bütün bunlar, burjuva faşist devletin tahkim edilerek sağlamlaştırılmasından başka bir amaç ve işlev de taşımaz. Bir demokratikleşme veya gerçek manada bir reformsal ilerleme CHP’den beklenmez-beklenemez…

CHP’nin iktidar hevesine bağlı gelişen ilgili çıkışları ne CHP hakkında ne de devlet veya demokrasi hakkında bir iyimserlik beslemeye yetmez, olamaz da. Ne ki, toplumda bu iyimserliğin gelişmesi mümkündür. Dahası, demokratik güçlerde de CHP’den beklenti içine girme eğilimleri gelişebilir. Bu, ittifak politikası ve pratiğinde gözetilmesi gereken yumuşak karın olarak dikkate alınmak durumundadır. Olasılık da olsa, bu olasılığı dikkate almak, en azından ittifak güçlerinin uyarılması bakımından anlamlıdır…

*Bu yazı Gazete Patika’dan alınmıştır