Bugün yapılması planlanan Sarıgazi Halk Festivali Kaymakamlık tarafından yasaklanarak engellendi. Kaymakamlığın yasak kararını tanımayacağını ifade eden Festival Tertip Komitesi, saat 19.00’da Sarıgazi Demokrasi Caddesine çağrı yaparak yasak kararını protesto edeceğini açıkladı. Çağrı üzerine demokrasi caddesinde bir araya gelen yüzlerce kişi sloganlar ve marşlarla kaymakamlığın yasak kararını protesto etti.

Yapılan açıklamaya programda yer alan müzik grupları, Yazar Temel Demirer ve HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’de katıldı. Züleyha Gülüm ve Temel Demirer birer konuşma yaparak yasak kararını protesto ettiler. Eylem Grup İsyan Ateşi’nin seslendirdiği ezgilerle sona erdi.

Festival Tertip Komitesi tarafından eylemde okunan açıklama şu şekilde;

”Sarıgazi Halk Festivali Sarıgazi halkının elinden alınmaya çalışılıyor. 20 yılı aşan süredir yapılan Sarıgazi Halk Festivali halkın bir değeridir. Birliğimizi, beraberliğimizi, kültürümüzü yaşadığımız festivalimiz güvenlik bahane gösterilerek yasaklandı. Geçtiğimiz günlerde Gülsuyunda, 1 Mayıs Mahallesi’nde devrimcilerin etkinlikleri de aynı gerekçe ile yasaklandı. Nedense hep biz halkların, emekçilerin etkinlikleri yasaklanıyor. Konu kendi parti kongreleri, mitingleri, konserleri olunca hiçbir güvenlik, salgın sorun olmuyor.

Gülsuyu, 1 Mayıs, Sarıgazi. Bu mahalleler biz alınteriyle çalışan emekçilerin, ırkçı saldırılara karşı halkların kardeşliğini savunan mazlum halkların, şiddetsiz bir yaşam için mücadele eden kadınların, geleceğini çaldırmamak için mücadele eden gençlerin ve onların içinde büyüyen devrimcilerin mahalleleri.

Festivallerimiz, etkinliklerimiz, eylemlerimiz yasaklanıyor. Çünkü haksızlığa, baskılara boyun eğmeyenlerin bir arada olmasından, hakları, gelecekleri ve güzel günlere olan inançlarını dillendirmelerinden korkuyorlar. Öyle korkuyorlar ki bunu zor yoluyla, gözaltı, tutuklama terörüyle ve daha da aşağılık bir tutumla devrimcileri kaçırarak ölümle ve tecavüzle tehdit ederek bizleri engellemeye çalışıyorlar.

Ne kadar güvenli değil mi? Mahallelerimizde çetelerin güçlenmesi için elinden geleni yapan, rüşvet alan, kendi savunmalarında “biz Sarıgazi’de yaşıyoruz teröristlerle savaşıyoruz” dediklerinde serbest bırakılan, uyuşturucu, taciz, tecavüz her türlü yolla gençlerimizi geleceğimizi zehirleyenler ne kadar güvenli? Bizler biliyoruz iktidarın güvenlik anlayışını. Dersim’den, Sivas’tan, Roboski’den, Ankara’dan, Suruç’tan 19 Aralık’tan… Yerin binlerce metre altında kalan Soma’lı madencilerden, grevleri, eylemleri yasaklanan işçilerden, panzer altında ezilen Sevcan’dan, Mihraç’tan.
Hiçbir yasayı tanımayanlar, kendi koydukları hukuku dahi yok sayanlar, bizden koydukları keyfi yasaklara uymamızı bekliyorlar. Ama biz bu yasakları tanımıyoruz.

Tek korkuları işçilerin, halkların iktidara karşı mücadele etmesi, devrimcileşmesi, özgürleşmesi ve alanlarda yan yana gelmesidir. Çürümüş düzeninizin, sermaye egemenliğinin koyduğu hiçbir yasağı tanımıyoruz. Bu yasakçı, sömürücü, baskıcı iktidara karşı savaşmak toplum için hem bir zorunluluktur hem de meşrudur.

Bu meşruluğu ve gücü “Vallahi de billahi de korkmuyoruz sizden” diyen Somalı maden işçilerinden alıyor, “Öfkemiz sarsın dünyayı” diyen kadınlarla yürüyoruz. Şili’de “depresyon değildi, kapitalizmdi” yazıyoruz duvarlara, Guatemala’da halk düşmanı bütçe planlamasına karşı merkez bankasını ateşe vererek aydınlatıyoruz geceyi, Hindistan’da milyonlar olup çıkıyoruz greve, Fransa gettolarından “Özgürlük, özgürlük, özgürlük” diyerek iniyoruz meydanlara. Duyuyor musunuz sesleri? Geliyor, gelmekte olan….

Güzel günler için yaşıyoruz, güzel günler için mücadele ediyoruz. Çalışmanın, günlük geçimini sağlamak, yaşayabilmek, karnını doyurabilmek için bir zorunluluk olmaktan çıktığı, insanın insana boyun eğişinin tüm biçimlerinin sonuçlarıyla birlikte yok olduğu, insanın tüm yeteneklerini özgürce geliştirebileceği, insanın yeniden ve toplumsal doğuşunun gerçekleştiği bir dünya için, sosyalizm için komünizm için savaşıyoruz.

Ve zafere kadar da bu yola devam edeceğiz. Sadece gelecek için değil, bugün için de aşağılanmaya, pisliğe, sömürü ve baskıya karşı, özgürlük için savaşmak, mücadele etmek ve örgütlenmek yaşamanın tek yoludur. Bu aşağılanmaya, bu insanı kirleten sisteme, bu sömürüye karşı savaşmamak, bunlara alışmak şimdiden ölüme razı olmak demektir. Bizler devrimcileriz bizler sosyalistleriz. Bizler bugün burada olanlar tutumumuz nettir. Sarıgazi’yi de bu coğrafyayı da çetelere ve onları destekleyen “reislere” teslim etmeyeceğiz.”

Gazete Patika