Özgür Gelecek Gazetesi, 24 Haziran seçimleri üzerine eş sözcümüz Mehmet Ali Eser ile bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajı olduğu gibi yayınlıyoruz:

 

24 Haziran seçim çalışmalarının Dersim’de OHAL’in ağır gölgesini bir bütün yok etmese de kırdığı açığa çıkan enerjiden görülür bir durumda. Bu enerjinin açığa çıkmasında önemli bir etken ise bölgede devrimci hareketlerin HDP ile kurduğu ittifakın sahaya yansıyor oluşu… Bunun somutlandığı bir örnek olarak bölgede Sosyalist Meclisler Federasyonu ile HDP arasında gelişen ittifakı gösterebiliriz. Bu konuda seçim çalışmalarının başından bu yana Dersim’deki atmosferi gözlemleyen ve çalışmalara katılan SMF’den Mehmet Ali Eser ile konuştuk.

“Bir ittifak devletin yeni, diğer ittifak ise eski sahipleri…”

Sürece dair “AKP ve Erdoğan açısından bir yönetememe krizi var ve bu sadece onlarla sınırlı değil. Dünya genelinde bir kriz bu. Bu, siyasi ve iktisadi bir krize tam anlamıyla ne zaman döner, aslında onu kestirmek çok mümkün değil ama egemenlerin genel olarak bir kriz içerisinde olduklarını görüyoruz. ABD’deki seçimlerden görüyoruz, ABD’nin bugüne kadar müttefikleriyle olan ilişkilerinden görüyoruz. Avrupa ülkelerine karşı tutumlarından görüyoruz. Amerika’da halkın, öteki diye tabir edilen Amerikalı olmayan siyahilere yaklaşımından ve kadınların bu yönetime verdikleri tepkilerden belli bu krizi yaşadıkları. Bir yönetememe krizi, bir daralma sorunu yaşıyor” şeklinde bir belirleme yapıyor Eser ve devam ediyor:

“Bunun Türkiye’ye yansıması daha ağır oluyor dolayısıyla. AKP emperyalistlere bugüne kadar istediklerini verdi. Bugüne kadar cumhuriyet döneminde Kemalist kliğin biriktirdiği ne kadar iktisadi değer var ise onu da sermayeye çevirdi, şimdi onu da bitirdi. Yönetememe krizi sadece siyasi değil, aynı zamanda iktisadidir, kültüreldir de… AKP artık burjuva demokrasisinin ya da demokrasinin en küçük taleplerine bile karşılık veremeyecek duruma geldiğinden tek adam rejimine ihtiyaç duymaktadır. Bizim uzun zamandır faşist diktatörlük dediğimiz sistemin şimdi halk da farkında ve buna karşı çıkıyor.

Başını CHP’nin çektiği devletin eski sahipleri diyebileceğimiz diğer klik de devletin olanaklarına eskisi gibi sahip olabilmek için harekete geçmiş ve Millet İttifakı denilen ittifakı kurmuştur. Yani ortadaki ittifaklardan biri devletin yeni sahiplerini, diğeri ise eski sahiplerini temsil etmektedir.”

“Başka bir siyaset, başka bir dünya mümkün”

HDP’yi bu egemen klik temsilcisi ittifaklardan ayrı tuttuğunu belirten Eser, “HDP de bu iki ittifak dışında kalan ve işçilerin, ötekileştirilenlerin temsilcisi olma iddiasını taşıyanlarla ittifak kurmayı hedeflemiş bir parti” diyor ve buradan doğru neden SMF olarak böyle bir ittifaka gittiklerini anlatıyor:

“Biz de bu gerçeği okuyan bir yerden doğru, Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak, kendi siyasal hedeflerimize uygun bir şekilde bu süreci tek başına karşılayacak yetenekten yoksun olduğumuz için, bu süreci karşılamak oldukça geniş bir yapılanmaya sahip olmayı gerektiriyor çünkü, bunun yerine bu klikler karşısında demokratik hakların kazanımını noktasında bu ittifak içerisinde yer aldık.”

Esas amacın seçimlere katılmak, bu seçimlerde kendileri açısından 1-2, genel ittifak açısından ise 80 milletvekili çıkarmak olmadığını ve bunun da bunun devletin genel işleyişini aksatacak bir etken oluşturmadığının farkında olduklarını söyleyen Eser, “Parlamento yoluyla emekçilerin, ezilenlerin durumunun değişmeyeceğini de biliyoruz. Ancak uluslararası proletaryanın 200 yıllık mücadele deneyiminden çıkardığı ders, bizim de sahiplendiğimiz derstir. Sistem değişikliği ancak, ezilenlerin burjuvaziyi temsil eden kapitalizmin parçalaması, alaşağı etmesi ile mümkündür. Ama o aşamaya gidene kadar da burjuva sınıf kliklerinin halkı kendi çıkarları doğrultusunda anlatmasını önüne geçebilmek, bloke edilen büyük halk yığınlarının düşünce sistematiğini değiştirmek, onların çıkarlarının burjuvazinin söylediği ve gösterdiği yolda gerçekleşemeyeceğini anlatmak için seçimi bir araç olarak kullanabileceğimizi düşünüyoruz. Bu durumu onlara anlatmanın, onları dinlemenin, onlarla buluşmanın ve bu vesileyle de burjuva siyaset dışında başka bir siyasetin, başka bir çözümün olduğunu gösterebilmek için bu seçime iştirak ettik” diyor.

“Geçmişin sorunlu yaklaşımları ile hesaplaşarak ittifaka gittik”

İstanbul’dan bir adayları olduğunu belirten Eser, bölgenin de çeşitli özgünlükler barındırdığına dikkat çekiyor: “Burada Kaypakkaya hareketinin bir tabanı var. Buranın halkı cumhuriyetin kuruluşundan hu yana bu halka bir şey vermediğinin ve burada hep alıcı olduğunun farkında. Bunu burada kanlı tecrübelerle yaşayan geniş bir kesim var. Başka bir dünyanın mümkün olduğunun ve bunun da sosyalizm olduğunun farkında. Dolayısıyla bunun seçimlerde de bir karşılığı var. Kendi adayımızı çıkarmak yerine, sınıf mücadelesine uzak olmayan, emekçilerin sorunlarına ve insan hakları mücadelesine uzak olmayan; hem kendi hem de başta Aydın Hanbayat olmak üzere ailesinin devrimci mücadele konusunda köklü tarihsel öyküsü ile bir değer olarak var olan Meral Hanbayat arkadaşa ortak aday olarak yaklaştık. Meral gerçekten doğru bir tercih oldu. Çalışmalarda halkın yoğun bir ilgisi oldu. Bir de kadın olmasının bir karşılığı var Dersim coğrafyasında… Burada kadın değerlidir, emeği ve temsiliyeti değerlidir kadının. Dersim halkının kadına verdiği önemin bir yansıması olarak kimi zaman eleştiriler alıyoruz, ‘bir kadın olmasına rağmen neden Meral birinci sıradan aday değil’ diyerek…”

İttifak oluştururken Dersim’de geçmişten gelen kimi anlazmaşlıkların, çözülememiş kimi sorunların varlığından söz ediyor Eser ve bu süreçte onları çözme çabasında adım attıklarını, karşılıklı gelişen sorunlu, hatta yer yer geri yaklaşımlarla mücadele ettiklerini ve ittifaka öyle karar verdiklerini anlatıyor. Bu ittifakın bu süreçte halkta olumlu bir yansıma bulduğunu ve önümüzdeki dönemde de çeşitli ittifaklara gitme yoluyla bu olumlu tavrı sürdürmeyi düşündüklerini söylüyor.

“Sistemi değiştirecek olan mücadele sokakta gelişip güçlenebilir”

Söz 24 Haziran ve sonrasına geldiğinde ise 15 yıllık iktidarını sürdürme tarzına bakıldığında, her yolu mubah gören bir sistemi ve temsilcilerinin, kaybetme riskini gördüğü andan itibaren kaybetmemek için elinden geleni yapacağından kuşkuları olmadığına vurgu yapan Eser, “24 Haziran günü ve akşamından itibaren çeşitli provokasyonlara başvurabilir. Seçimi ertelemeye çalışabilir, sonuçları tanımayabilir. Anayasal olmasa bile yasal bir çerçeveyi kullanarak bunları yapabilir. Kürtlere ya da başka bir sosyal kesime savaş açarak seçimleri yeniden tekrarlama sürecine sokabilir. Sınır ötesi operasyonları savaş gerekçesi sayarak savaş hali ilan edebilir. Başka bir ülkeye tacizde bulunarak savaş nedeni sayıp seçimleri iptal edebilir. Eder de eder. Başka bir ‘iç güvenlik sorunu’ tamamlayarak yine seçim iptaline gidebilir” diyor ve bunu şimdiden kestirmenin mümkün olamayacağını belirtiyor.

“Bu seçimlere katılış sürecimizin mantığı, ezilenlerin, halkın genel olarak anti-kapitalist kesimlerin sesini mecliste, siyasal gerçekler dediğimiz şeyi orada olduğu gibi ortaya koyma hedefindeyiz” diyor ve yeniden altını çizerek “Ezilenlerin gerçek durumunu değiştirecek bir mevzi olmadığını biliyoruz” sözleriyle meclis tartışmalara esas anlamı yüklemediklerini belirtiyor.

Son söz olarak ise “24 Haziran’dan sonra da bu düzen tarafından ezildiğinin bilincinde olan ne kadar kesim varsa hep birlikte sokakta olmayı sürdüreceğiz. Nihayetinde sistemi değiştirecek olan mücadele sokakta gelişip güçlenebilir” diyor.

 

Özgür Gelecek