Hrant Dink’e atfen Ocak ayında katledilen devrimci ve komünistleri anarak söze başlayan Temel Demirer; Jose Marti’nin “Gerçek bir kez uyanır ve asla ölmez” ünlü sözüne değinerek, “Antonio Gramsci’nin ‘eski dünya ölüyor ve yeni dünya doğmak için mücadele ediyor’ diye tanımladığı ‘zor günler’den geçiyoruz” dedi.

“Evet Karl Marks’ın, ‘İnsanlar tarihlerini kendileri yaparlar, ama onu serbestçe kendi seçtikleri parçaları bir araya getirerek değil, dolaysızca önlerinde buldukları, geçmişten devreden verili koşullarda yaparlar.’ saptaması üzerinedir her şey.”

“Ve bizlere bir şey öğretmeseydi eğer, tarihin hiçbir değeri olmayacak; öğreten mücadeleye çağıran tarih(imiz) sadece geçmişe değil, geleceğe de mündemiçtir.”

“Mücadele edilmeden tarih yazılamaz; dahası tarihi yeniden yazmak için, sadece haklı veya ezilen olmak yetmez; ayrıca güçlü olmak, başkaldırmak gerekir. Güç örgütlü olmaktan gelir. Söz konusu bağlamda ezilenler açısından başkaldırmazlarsa tarih hep aynıdır, başkaldırırlarsa hepten farklı…” biçiminde verimli bir sunumla söyleşi yapıldı.