Kadıköy Sosyalist Meclisler Derneği’nde Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), hapishanelerde pandemic bahanesiyle artan hak ihllalerine dikkat çekmek amacıyla basin açıklaması düzenledi

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nin yaptığı açıklamanın tamamı şöyle;

Kovid-19 pandemisinin Türkiye’de de yayılım gösterdiğinin açıklanmasının üzerinden tam bir yıl geçti. Bu bir yıl boyunca egemenler ve devlet tarafından halk sağlığının nasıl hiçe sayıldığını bir kez daha deneyimledik. Halkı ve özellikle çalışanları kapsayan doğru düzgün bir önlem alınmaması ve aynı zamanda sadece “ayrıcalıklı” belli bir kesimi korumaya dönük politikalar nedeniyle ülkemiz halkı bugün daha yoğun bir biçimde hastalık ve ölüm riskiyle karşı karşıyadır. Özellikle son aylarda çok hızlı ve yoğun bir artış gösteren salgın karşısında devlet, göz boyama tedbirler ve yaşam hakkının ihlali anlamına gelecek yasaklar uygulamaktadır. Aşılama konusunda ise oyalama taktikleri izlemekte ve âdeta halkın hastalığa yakalanıp “atlatması” üzerine hesap yapmaktadır. Bu arada hayatını kaybeden, kalıcı hasarlar yaşayan ve sağlığı bozulan işçi ve emekçiler ise tümüyle yok sayılmaktadır.

Egemenler ve devlet, pandeminin ilk günlerinden itibaren açıkça ekonomiyi ve üretimi koruma adı altında patronların ve yönetici elitlerin çıkarlarına odaklandı. Başta işçi sınıfı olmak üzere geniş halk kitleleri ise hastalık, ekonomik darboğaz, işsizlik ve yasaklarla kuşatıldı. Salgın nedeniyle sürekli olarak halk suçlanarak tedbir konusu tümüyle maske takmaya ve yasaklara uymaya indirgendi. Türkiye’de salgının yayılımının, maske takma zorunluluğunun olmadığı birçok ülkeden katbekat fazla olması bile devletin izlediği sahte tedbir siyasetini ortaya koymaya yetiyor.

“Pandemi döneminde en ağır saldırıyla tutsaklar karşılaştı”

Devlet için pandemi; işçi sınıfının, halkın ve özelde devrimci-demokrat kesimlerin baskılanması, her türlü muhalefet ve mücadelenin engellenmesi için bir fırsata çevrildi. Her türlü faşist baskı ve yasak, pandemi bahane edilerek hayata geçirilmeye başladı. Bunun en somut örneğini yine 1 Mayıs’a dönük hayata geçirilen yasaklamalarda görmek mümkün. Bu süreçte yüzlerce kişi gözaltına alındı, tutuklandı, ev hapsine alındı ve salgına yakalanmasına yol açacak saldırı ve uygulamalara maruz kaldı. Pandemiyle ilgili olarak yeterince gündem olmasa da bu dönemin belki de en ağır saldırılarıyla tutsaklar karşılaştı.

Politik tutsakları içerden hedef alan tecrit ve tredman saldırısının çapı, şiddeti ve zamanla genişleyen zemini hak ihlallerini artırmış, pandemi bahanesi ile yoğunlaşan saldırılar sadece tutsaklara değil yakınlarına ve ailelerine de yönelmiş durumdadır. Pandemi, dışarıda olduğundan daha fazla tutsaklara karşı bir saldırı fırsatına dönüştürüldü. Devam eden ve çeşitli nedenlerle zamana yayılan birçok baskı ve yasak pandemi fırsatıyla hayata geçirildi. Tedbir adı altında derinleştirilen tecrit ve tredman saldırısı, öncekinden katbekat daha fazla olsa da pandemi aracılığıyla “görünmez” ve “sorgulanamaz” kılındı.

“Tutsakların üzerindeki tredman politikası derinleştirildi”

Hapishanelerde salgın tedbirleri bahanesiyle ilk elden tutsakların ziyaret hakları gasp edildi. İlerleyen aylarda kapalı görüşler devreye girmeye başlasa da sınırlı sayıda yaptırılıyor ve kapalı ziyaret periyodu bir düzenlilik taşımıyordu. Bu dönemde herhangi bir açıklama yapılmamasına karşın tutsakların aylarca mektuplaşma hakkı da gasp edildi. Yine günlük gazeteler, tutsaklara gönderilen dergi ve kitaplar verilmemeye başladı. Pandemi öncesinden de “Basın İlan Kurumu” ve “fatura” dayatmasıyla gazete ve dergi gibi yayınlara erişimleri engellenen tutsaklar pandemiyle birlikte bu konuda her hapishanede çeşitli farklılıklar taşıyan ancak hepsi de hak gasbı içeren çeşitli saldırılara maruz kaldılar. Açık görüşlerin iptal edilmesi sonrasında kapalı görüş ve telefon hakkı artırılsa da diğer her şey kısıtlanmış ya da gasp edilmiş oldu. Mektuplar kaybedilmeye, uzun gecikmeler sonrası teslim edilmeye, günlük gazeteler bazen bir haftayı bulan sürelerle geç verilmeye, tutsaklara yazı çıktıları verilmemeye, dergi ve kitaplar kısıtlanmaya devam etti veya hiç verilmemeye başlandı. Pandemi bahanesiyle tecridin en ağır bir biçimde yaşatıldığı bugünkü koşullarda, tutsakların iki ayda bir sadece bir koli açması dayatılarak birçok ihtiyacını karşılaması engelleniyor. Hücrede bulunan kitaplarına el konuluyor, yeni kitap alması kısıtlanıyor ya da engelleniyor. Tutsakların özellikle yazınsal çalışmaları, kitap çalışmaları ve bu temeldeki ürünleri engellenerek ve kaybedilerek üzerlerindeki tredman politikası derinleştirildi. Bu durum özellikle devrimci, yurtsever ve politik tutsaklar bakımından düşünsel üretimin önüne geçmek, ideolojik ve politik olarak onları yalıtmak amacıyla özellikle kurgulanıyor.

Devlet, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve hapishane idareleri bu dönemde her yasak ve saldırıyı pandemi bahanesiyle gerçekleştirirken tutsakların sadece ideolojik kimliğini ve ruhsal sağlığını değil beden sağlıklarını da hedef alıyor. Pandemi nedeniyle tutsakların hijyen malzemelerine erişimi kolaylaştırılması, birçok malzemenin ücretsiz karşılanması gerekirken bu yapılmıyor, tersine zorlaştırılıyor. Birçok hapishanede soğuk ve sıcak suya kota getirildiği gibi kimi hapishanelerde sular çamurlu akmaya devam etti. Özellikle tutsakların günlük/haftalık su kullanımının çok altında belirlenen kotalarla tutsakların mutfak, banyo ve tuvalet gibi en temel ihtiyaçlarını giderirken dahi sağlıklarını riske atan hijyensiz koşullar ortaya çıkarıldı.

“Tutsaklar biriken sağlık sorunlarında rağmen aylarca hastaneye gidemediler”

Yine salgına karşı tutsakların bağışıklık sistemini güçlendirmesi için yemeklerin ve kantin alışverişinin buna uygun düzenlenmesi, sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimlerinin sağlanması gerekirken tam tersi politikalar uygulanıyor. Tutsaklar dış kantin aracılığıyla doğru düzgün gıdaya, sebze ve meyveye ulaşamıyor ya da ekonomik olarak altından kalkamadıkları fiyatlarla karşı karşıya kalıyor. İç kantinde ise daha önce bulunan ürünleri dahi bulamıyor, bazen kalem ihtiyaçlarını bile karşılayamadıkları oluyor. Sağlık sorunları veya başka nedenlerle diyet yemek ve gıdalara, özel beslenme ürünlerine ihtiyaç duyan tutsaklar bu dönemde kendilerine dayatılan yemekleri ve gıdaları tüketmek zorunda bırakıldılar ya da doğru düzgün beslenemediler. Yine bu süreçte sosyal alanların kullanımının yasaklanmasıyla birlikte tutsakların spor yapmaları engellendi ve her türlü hareket kabiliyeti de en aza indirilmiş oldu. Neredeyse hiç hücre dışına çıkarılmayan tutsaklar, biriken sağlık sorunlarına rağmen aylarca hastanelere dahi gidemediler.

“Pandemi döneminde 60 tutsak yaşamını yitirdi”

Hasta tutsakların sağlık durumu bu dönemde daha da ağırlaşırken birçok tutsak pandemi bahanesiyle oluşturulan bu ağır koşullarda yeni sağlık sorunlarıyla karşılaşmaya başladı. Pandemi döneminde hapishane içindeki revir daha işlevli hale getirilmesi gerekirken tutsaklar birçok kere doktor bulamadı, ilaç yazdıramadı ya da sağlık sorunları için küçük müdahalelerden dahi mahrum bırakıldılar. Pandemide özellikle hastanelerin risk barındırması nedeniyle aylarca hastane sevklerini erteleyen ya da yaptıramayan tutsaklar, aylar sonra gittikleri hastanelerde ise kelepçeli muayene dayatmalarına maruz kaldılar, doğru düzgün tedavi gerçekleştiremediler. Hem hastanelerdeki yoğunluk hem de hastaneye gidip gelmenin yarattığı dezavantajlar tutsaklar üzerinde onları hasta halleriyle hücreye kapatmaya dönüştü. Hastaneye gidip gelen bir tutsağın 14 gün boyunca, yeterince havalandırmaya sahip olmayan ve hareket olanağı kısıtlı karantina hücresinde tutulduğu, bazen bu hücrelerde bilinçli bir biçimde Kovid-19 hastası tutsaklarla bir arada tutulduğu, hastaneden başka tutsakların gelmesiyle 14 günlük karantinanın ayları bulduğu birçok örnek ortaya çıktı. Hatta bazı hapishanelerde tutsakların birbirine virüs bulaştırması için özellikle yan yana koyma politikaları uygulandığı ortaya çıktı. Pandemi döneminde yüzlerce, binlerce tutsağın sağlık sorunu daha da kötüye giderken birçok hasta ve yaşlı tutsak ise gerekli tedaviyi göremediği ve tahliye edilmediği için hayatını kaybetti. Pandemi hapishanelerde, ileri derecede hastalıkları bulunan özellikle devrimci ve yurtsever tutsakların ölümüne göz yumma politikasına, bir cinayete dönüştü. Bu dönemde 60 tutuklu ve hükümlü çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti.

Tutsakların her bir hakkı pandemi bahanesiyle engellenirken hücrelerde kalabalık gardiyan gruplarıyla baskın aramalar ise hız kesmedi. Özellikle son dönemde neredeyse bütün hapishanelerden salgın durumuna, hijyen ve mesafe kurallarına dikkat edilmeksizin aramaların gerçekleştiği, hücrelerinin dağıtıldığı haberleri gelmektedir. Bu da apaçık göstermektedir ki hapishanelerde uygulanan yasaklar pandemi fırsatçılığıyla tutsaklar üzerinde baskıyı, tecrit ve tredmanı koyulaştırmak amacıyla hayata geçirilmektedir.

Pandemi döneminde işkence ve kötü muameleler de artarak devam etti. Küfür, hakaret, tehdit, ajanlık dayatması, ayakta askeri sayım dayatması, disiplin cezalarının bir tehdit aracı olarak kullanılması, hücre cezaları, çıplak arama gibi saldırılar artarak devam etti. Bu dönemde özellikle tahliye tarihi gelen tutsakların disiplin cezaları ve “iyi hal” bahanesiyle tahliyelerinin engellenmesi artış gösterdi. Pandemi yasak ve baskılarından cesaret alan devlet, yeterli gündem edilemediği ve mücadele edilemediği koşullarda bugüne kadar tutsaklara saldırı kapsamında ne varsa hepsini daha yoğun bir biçimde devreye koymaya ve tutsakların iradesini teslim almaya çalıştı.

Bu dönemde özellikle Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koyulaştırılarak İmralı sistemi derinleştirilmek istendi. İmralı Hapishanesi’nde “ulusal” ve “uluslararası” hukuk normlarını hiçe sayarak uygulanan infaz politikaları ve avukatlarıyla dahi görüştürülmeyen Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit; ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü politik tutsaklar, tüm tutsak kitlesi ve hapishanelerdeki tecrit politikalarına etkisi bakımından devletin hayata geçirdiği politikalarda özel bir öneme sahiptir. Yurtsever tutsakların İmralı’daki ve hapishanelerdeki tecrite karşı aylardır sürdürdükleri açlık grevi eylemi, son dönemde uygulanan özel saldırı politikalarına ve kuşkusuz pandemi bahanesiyle artırılan saldırılara karşı da bir direniş niteliği taşımaktadır. Özellikle pandemi döneminde hiçbir gözlem ve denetimin yapılamadığı İmralı Hapishanesi’ndeki durum üzerine özel olarak eğilmek, pandemi bahanesiyle daha da “görünmez” ve “sorgulanmaz” hale getirilmek istenen tecrit politikalarına karşı tutsakların mücadelesine ses vermek önemli bir yerde durmaktadır.

Hapishanelerde en pervasız biçimler kazanan bu baskı ve saldırıları, genel olarak halka uygulanan baskı ve saldırılardan ayrı düşünemeyiz. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin ardından öğrencilere dönük uygulanan gözaltı, tutuklama, ev hapsi ve elektronik kelepçe uygulamaları, aslında muhalif tüm kesimlere uygulanan politikaların yoğunlaştırılmış hali oldu. En basit hak arama eyleminin ardından dahi ev, ilçe veya il sınırlamaları, karakola imza atma dayatmaları hayata geçirilmeye başladı.

Halkın ve muhalif her kesimin gözaltı, tutuklama, ev hapsi, elektronik kelepçe, adli kontrol gibi dayatmalarla baskılanarak susturulmaya çalışıldığı bu dönemde sesleri yeterince duyurulamayan, direnişleri dışarıdaki mücadeleyle yeterince desteklenemeyen tutsakların durumu çok daha ağırlaşmış oldu. Bu hem ruh hem de beden sağlığı bakımından böyledir. Halkın her kesiminden tutuklu ve hükümlüler hapishanelerde daha zor koşullar altındadır. Tutsak yoldaşlarımız, dostlarımız, bu ülkenin yüz akı devrimciler, yurtseverler, ilericiler ve demokratlar tüm bu saldırılara rağmen büyük bir inanç ve kararlılıkla direnmektedirler. Ancak onların sesini daha fazla duyurmak, ağırlaştırılan tutsaklık koşullarına nefes boruları açabilmek ve en önemlisi devletin tutsaklara uyguladığı hak gaspları ve saldırılara dur diyebilmek için hapishaneler ve tutsaklar mücadelesini büyütmek, onlarla dayanışmayı yükseltmek zorundayız.

“Hapishanelerdeki tutsakların mücadelesini büyütmeye ve onlarla dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz”

Aşağıdaki özet rapor Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi tarafından hapishanelerdeki politik tutsakların pandemi süreci boyunca yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekmek ve duyarlılık yaratmak için hazırlandı. Raporda yer alan bilgiler, tutsakların yazmış oldukları mektuplardan, ailelerinin ve arkadaşlarının yaptıkları ziyaretlerde tutsakların anlatımlarının yanı sıra; insan hakları örgütleri, hukuk örgütleri ve sağlık örgütleri tarafından yayınlanan raporlardan ve basına yansıyan haberlerden derlenerek hazırlanmıştır.

Hak ihlalleri başlıklarının bile sayfalar dolusu yer tutması hapishanelerdeki vahameti gözler önüne sermektedir. Raporda her ne kadar hak ihlali başlıklarının hemen hepsine yer vermeye çalışsak da gerçek durum bu raporu katbekat aşacak durumdadır. Bu raporun amacı tutsakların yüzlerce, binlerce örnekle karşılaştığı saldırıların kapsam ve çapını ortaya koymak ve yüzümüzü daha fazla tutsaklara dönen bir mücadeleye başlangıç oluşturmaktır. Tutsaklar mücadelesi bu ülkenin ve halkının özgürlük mücadelesidir. Tüm ilerici, demokrat, devrimci ve yurtseverleri, insan hakları ve adalet mücadelesi veren kesimleri, duyarlı tüm halkımızı; koca bir hapishaneye dönüştürülen ülkemizde hapishanelerdeki tutsakların mücadelesini büyütmeye ve onlarla dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz.

***

Sağlık hakkı ihlalleri

  • Ameliyatların ertelenmesi
  • Kelepçeli muayene dayatması
  • Hapishanelerde revirlerin donanımsız olması
  • İlaçların verilmemesi
  • Revir olan hapishanelerde doktorların revire gelmemesi
  • Hastane sevklerinin yapılmaması
  • Kanser ve hepatit gibi ağır hastalığı olan tutsakların rutin kontrollerinin yapılmaması
  • Pandemi döneminde diş tedavilerinin yapılmaması
  • Hasta tutsakların tahliye edilmeyerek ölüme terk edilmesi
  • Tutsakların rahatsızlıklarını doktora değil gardiyanlara anlatmak zorunda bırakılması
  • 2020 yılında hapishanelerde 60 tutsak çeşitli nedenlerle hayatlarını kaybetti

İletişimin önündeki engeller

  • Televizyon kanallarının sınırlı verilmesi
  • Tutsakların gönderdiği mektupların kaybedilmesi
  • Tutsaklara gelen mektuplara el konulması
  • Tutsaklara gelen mektupların çok geç verilmesi
  • Tutsaklara gelen kolilerin alınmaması
  • Kurum içi mektuplaşma hakkının engellenmesi
  • Görüşlerin yasaklanması
  • Telefon hakkının yasaklanması
  • Görüş sürelerinin keyfi olarak kısaltılması
  • Görüşe gidenlerin sayısının 2 ile sınırlandırılması
  • Gazete ve dergilerin yasaklanması
  • Kitap alımının yasaklanması
  • Kantinden alınan radyolara tekrar el konulması
  • Kürtçe yayınların verilmemesi
  • Tutsaklara çalışmaları için gerekli olan makalelerin verilmemesi

Adil yargılanma hakkinin ihlali

  • İnfaz yasası değişikliğinden sonra denetimli serbestlik hakkının gasp edilmesi
  • Avukatlar ile yapılan görüşmelerde avukat müvekkil gizliliğinin ihlal edilmesi
  • İnfazının son dönemini açık hapishanede geçirmesi gereken tutsaklara bu hakkın verilmemesi
  • Yazılan dilekçelerin ilgili makamlara gönderilmemesi
  • Hapishane idaresine yazılan dilekçelerin alınmaması veya işleme konmaması
  • Çıkarılan infaz yasalarından yararlanmak için pişmanlık dilekçesi yazma dayatması
  • Avukatların savunma hakkında verdikleri notlara el konulması
  • Devlet görevlilerinin resmi olmayan yollarla tutsaklarla görüşmeleri, tehdit etmeleri
  • Tutsakların ajanlığa zorlanmaları
  • Yapılan yeni düzenlemeler hakkında tutsaklara bilgi verilmemesi

Beslenme, hijyen ve temel gıdalara erişim hakkı ihlali

  • Çölyak hastalarının glutensiz ekmek taleplerinin karşılanmaması
  • Yemeklerin yetersiz ve sağlıksız olması
  • Vegan ve vejetaryen tutsakların yemek taleplerinin karşılanmaması, herkesle aynı yemeği yemeye zorlanmaları
  • Sağlığından dolayı belirli diyetlerle beslenen tutsakların diyet ihtiyaçlarının karşılanmaması
  • Suların çamurlu akması
  • Hastane ve adliyeye giden tutsaklara yemek verilmemesi
  • Aramalara gelen gardiyanların çöpleri ve yatakları aynı eldivenlerle aramaları

İşkence ve kötü muamele

  • Küfür ve hakaret
  • Mevsimlik giysilerin verilmemesi
  • Ayakta askeri düzende sayım dayatılması
  • Disiplin cezaları ile gözdağı verilmesi
  • Yaşam alanlarının kameralar ile denetlenmesi
  • Psikolojik baskı
  • Hücreye koyma
  • Süngerli odaya koyma
  • Çıplak arama
  • Askeri tipte tek model tıraş olmaya zorlama
  • Tehdit
  • Hücrelerin basılması, baskınlar sırasında eşyaların dağıtılması
  • Hastane ve adliye sevklerinde onur kırıcı arama yapılması
  • Kaba dayak ve işkence yapılması

Sosyal ve kültürel hakların gaspı

  • Hapishanede yazılan kitapların dışarıya çıkarılmaması
  • Sohbet, spor ve ortak alanların yasaklanması
  • Öykü şiir ve karikatürlere el konulması
  • Kültür sanat dergilerinin tutsaklara verilmemesi
  • Tredman uygulaması ile iyi halli olmadığı iddia edilen tutsakların sosyal ve kültürel haklardan yararlandırılmaması
  • Kurslara çıkarılmama
  • Resim el işi gibi sanat atölyelerine çıkarılmama

Pandemiye karşı alınan önlemlerin yetersizliği

  • Hapishaneye ilk girişte ve hastane adliye gibi hapishane çıkışlarından sonra yapılan karantina uygulamasını fiziksel olarak yetersiz hücrelerde yapma
  • Karantina adı altında hücre cezası çektirme
  • Aramalar sırasında gardiyanların maske ve koruyucu siperlik takmaması
  • Hapishanelerde yeterli temizliğin yapılmaması
  • Tutsaklara eldiven, maske ve dezenfektan verilmemesi
  • Yapılan üst aramalarında mesafe ve hijyen kurallarına uyulmaması
  • Bazı hapishanelerde; kantinlerde satılan maske ve eldivenlerin fahiş fiyatlardan satılması
  • Gardiyanların sosyal mesafeye uymaması
  • Kalabalık koğuşlarda yaşanan Kovid vakalarında hastaları ayrı bölümlere taşımama
  • Açık hapishanelerde kalan hükümlü ve tutuluların kalabalık yemekhanelerde yan yana yemek yemeleri
  • Koğuş aramalarında çok sayıda gardiyanın koğuşa dolması
  • Karantina koğuşlarında yeterli havalandırma olanağının olmaması
  • Karantina koğuşlarında kalanların diğer tutsaklar gibi havalandırmaya çıkarılmaması
  • Kovid-19 belirtisi gösteren tutsaklara test yapılmaması
  • Telefon ve ziyaretlere çıkan tutsaklara maske verilmemesi
  • Su kullanımının kotaya bağlanması, sıcak su saatlerinin çok az olması tutsakların temizlik imkanlarına erişememesi
  • Hasta, yaşlı ve risk grubundaki tutsaklar için ek önlem alınmaması
  • Karantina koğuşlarında tutulan tutsakların telefon, ziyaret gibi temel haklardan faydalandırılmaması
  • Koğuşların çok kalabalık olması, sosyal mesafe kurallarına bu koğuşlarda uygulamaması

Gazete Patika