Garbis Altınoğlu, zulme ve sömürüye karşı mücadelenin ağır bedellerini kabul etti, ezilenlerin yanında kaldı ve doğa yasasının davetiyle aramızdan ayrıldı.

1946 da Amasya’da doğan Garbis Altınoğlu, 12 Mart askeri faşist darbesi döneminde Boğaziçi üniversitesinde öğrenim görmekteyken politik faaliyetleri sebep gösterilerek tutsak edildi.  İbrahim Kaypakkaya hareketiyle tutsaklık koşullarında birleşen Garbis Altınoğlu, 1974 ki “af” yasası ile tahliye oldu. TKP-ML’nin 1976’da yaşadığı ayrılıkta, Garbis, TKP-ML Hareketi olarak kamuoyuna deklere edilen siyasi harekette yer alarak mücadeleye devam ederken; 12 Eylül askeri faşist diktatörlüğü döneminde yeniden tutsak düştü. Onun 12 Eylül işkencecilerinin ilgisini çeken özelliği, devrimci olmasından başka Ermeni milliyetine mensup biri olmasıydı. Bu kimlik, 12 Eylül işkencehaneleri ve zindanlarında işkencecilerin onu adeta bir kobay gibi karşılamalarının nedenine dönüştü. Daha sonra, ona işkence yapan polislerden birinin Nokta dergisindeki anlatımları ve yakın zamanda da kendisinin NTV’deki bir röportajında, yapılan bu işkenceleri, çok yerinde olarak, “Ölmeyi nasıl başaramadım, ben de merak ediyorum” cümlesiyle özetlemiştir. Garbis Altınoğlu, sosyalizm ve devrimci mücadeleye adadığı yaşamının işkence seanslarında ve hapishanelerde geçirdiği dönemlerde, sadece Ermeni ulusunun tarihsel acılarına saygısını korumakla kalmadı, yüzyılın başında Ermenilere yaşatılan bu acılar, yüzyılın sonundaki bu süreçte de taşıdığı Ermeni kimliği nedeniyle Garbis’e karşı devlet tutumunda adeta güncelledi.

Bir kalp krizi sonucu yitirmiş olmanın vesilesiyle Garbis’in yaşayanlara bıraktığı anılarından söz ederken, onun da maruz kaldığı ve genel olarak devrimci harekete bulaşmış çeteci eğilimlerin devrimci ilke ve değerleri acımasızca hırpaladığını da hatırlayarak, her tür burjuva değer, yöntem ve düşünüş tarzından arınmaya da azmetmek gerekir. İşçi sınıfı ve emekçi halkın sömürü baskı ve kölelikten kurtulması amacına yaşamlarını katmış ve değerler bırakmış devrimcilerin giderken yarattıkları boşlukları doldurmanın yollarından biri de budur. Devrimci safların içinden pratikleşmiş durumlar olarak, düşünce ayrılıkları sürecinde ortaya çıkıp devrimcileri inciten ve hırpalayan burjuva sistem esinlenmesi düşünce ve tutumları bu vesileyle hatırlamak ve onlara karşı ilkeli bir tutum geliştirmek, devrime değerler katmış devrimcilerin anılarına bağlılığın gereklerindendir.

Hem mücadeleci hem direnişçi hem de mazlumdun Garbis…

Hatırlanacak, öğrenilecek ve hatırlandıkça sana yaşatılanlara öfkelenecek halkın yaşamında kalacaksın.

Anılarına saygıyla…