16 Aralık günü Komün TV ekranlarında yayınlanan Zafer Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu, Muzaffer Oruçoğlu’nun katılımcısı olduğu “Tarihte Sanat-Siyaset İlişkisi” isimli programda sarf edilen eril söylemler DKH açısından da büyük bir tepki ile karşılanmıştır. Bu söylemlerin kabul edilemez olduğu belirtilerek akabinde bir yazı yazılmış, Komün TV ve muhataplarıyla görüşme gerçekleştirilmiş, Muzaffer Oruçoğlu’nun kadınlardan özür dilemesi için tarafımızca çağrıda bulunulmuştur.

Muzaffer Oruçoğlu’nun kullandığı dilin ve biçimin hatalı olduğunu, kadınların toplumsal mücadele gerçekliği gözetilmeden ifade edilenlerin, yanlış, yoruma açık olduğunu ve bu yanlış yorumlayışın saldırı politikalarına dönüştürülebilecek ve aynı zamanda karşıtını güçlendirecek bir sistemde yaşadığımızı tekrar ifade etmek isteriz. Mücadele ettiğimiz alanlarda vuku bulmaya çalışan, her türlü mücadele geriletici anlayışı yok etmek ve buna karşı mücadele etmek bizim de kendimize tüm devrimci kadınlar gibi ilke edindiğimiz bir gerçektir.

Tüm bu rahatsız edici pratikler sonucu kadınlar, haklı tepkilerini dile getirmiş ve özür beklediklerini ifade eden bir açıklama kaleme almışlardır. İmzaya açılarak tarafımıza iletilen metni, içimizde ve dışımızda kadın mücadelesini sekteye uğratacak her pratiğin karşısında yer alan bir metin olarak okuyup kadın dayanışmasının verdiği güç, önem ve güvenle imzamızı attık. Gelen metni bir dayanışma göstergesi olarak ele aldık ve aynı zamanda birlikte güçlü olan bir anlayışın samimiyetini gördük. En başından metnin hazırlanma aşamasından başlayarak bu meselenin muhatabı olarak bizler görülmek isterdik. Sürecin heyecanı ve hızlı akmasının getirdiği bir eksik değerlendirme sonucu açığa çıktığını düşündüğümüz durumu eleştiri hakkımızı saklı tutarak bekledik.

Ancak metni imzalamamızdan birkaç saat sonra metni hazırlayan kadın kurumlarının meselenin muhatabı olan DKH’yi dışında bırakarak başlatmış oldukları tag çalışması bizleri düşünmeye ve süreci dikkatlice izlemeye sevk etmiştir. Ancak #MuzafferOruçoğluKadınDüşmanıdır etiketiyle başlatılan çalışmada Demokratik Kadın Hareketi, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve bileşen komisyonları, Komün TV yani bütün bu kurumlarımızdaki kadınlar yok sayılarak tag eylemiyle linç edilmeye başlandı. İçerisinde kadınların bulunduğu kurumlarımız “sapık, kadın düşmanı, tacizci” olarak ilan edildi.

Yapılan paylaşımlara baktığımızda resmi kadın kurumu hesapları tag çalışmasının gidişatını görmekten uzak, hedef gösterildiğimizi anlamaktan azade bir tavırla Oruçoğlu’nu sapık, biz kadınları ise “sapık”larla aynı kurumda çalışma yürüten kadınlar olarak ilan ediyordu. Öte yandan Komün TV’de çalışan kadın yoldaşlarımızın varlığı bir anda unutulmuş ve Komün TV’nin kapatılması yönünde çağrılar yapılmaya başlanmıştı. Süreç ve çalışma amacından çıkmış, kurumlarımızda çalışanların hepsinin erkek olduğu algısı sosyalistlere karşı geliştirilen gizil bir nefret saçma eylemine dönüşmüş, kadınlar kadınları hedef almaya, hakaret etmeye, yok saymaya ve açık bir kadın şiddeti uygulamaya başlamıştı.

Zira açılan tag’ların destekçisi erkeklerin sayfalarımıza yazdığı hakaretler yanlış yönlendirilen bir sosyal medya çalışmasının kadın mücadelesine emek vermiş biz kadınları nasıl hedef aldığını gösteriyordu. Bunu kabul etmediğimizi haksız yerde durulduğunu ve süreç yanlış işletilerek kadın mücadelesi veren tüm kadınlara uygulanan bir şiddet biçimine dönüştüğünü belirtmek isteriz.

Kadın mücadelemizi hem özgün hem de genel koşullar içerisinde uzun soluklu, elde edilen kazanımlarla kökleri derinlere işleyen bir emek birikimi olarak ele alıyoruz. Ataerkil zihniyetin nüvelerini kurumlarımızdan temizlemeyi tüm kadın hareketleri gibi biz de temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Soruna bu hassasiyetle yaklaştığımızı bir kere daha ifade etmek isteriz.

Süreç böyle işletilmişken gelelim iğneyi de çuvaldızı da kendimize batırma meselesine; Demokratik Kadın Hareketi ve kurumlarımız sisteme karşı devrimci mücadeleyi üstlenen, direnen, bedel ödeyen, emekçi insanların yer aldığı bir kurumdur. Eksiklikler, hatalar bizim için üstü örtülecek, kulak ardı edilecek, gizlenecek şeyler olmamıştır. Kadın mücadelemizin temelinde olduğu gibi sınıf mücadelemizin temelinde de sorunun kaynağını bulup yok etme, ortadan kaldırma anlayışı vardır. Aynı samimiyet ve tutum ortak mücadele etme çizgisini önemsediğimiz ve öznesi olduğumuz kadın mücadelemiz için de geçerlidir.

Ancak birlikte kadın mücadelesi yürüttüğümüz kadınlar hassasiyetlerimizi gözetmek ve metni düzenlemek yerine yayımlanan metnin son paragrafına DKH ve Komün TV’de çalışan kadınların yalnız olmadığını ekleyerek, bir başka okuma biçimiyle bizi, erkekler izin vermediği için metne imza atamayan, yine bir kadın temsiliyetinin canlı yayında sarf ettiği sözlerle söyleyecek olursak meseleye “çanak tutan” ve yönlendirilen, politik bir özne olamayan, duruş sergileyemeyecek kadar erk-egemen akılla yönlendirilen, aciz, savunmasız ve iradesiz olarak ilan etmiştir.

Birlikte kadın mücadelemize duyduğumuz inanç ve saygı yerini korumaktadır. Buna rağmen eksiklikleri ve hataları görmemek, görüp dile getirmemek kadın hareketlerinin daha politik bir özne olarak ileri sıçramanın önünü tıkayacak bir şeydir. Tacize, şiddete, istismara karşı, kadınların yıllardır biriken öfkesinin yansıması olarak ortaya çıkan ifşa eylemleriyle birlikte kadın mücadelesi güç ve ivme kazanmıştır. Bu kazanım kadınların yıllardır biriken öfkesinin bir patlaması olarak #uykularınızkaçsın eylemlerini ortaya çıkarmış, kadınların özneleştiği bir kazanıma dönüşmüştür. Bu kazanımları korumak hepimizin görevidir. Birlikte güçlü olduğumuzu biliyor, #uykularınızkaçsın demeye devam ediyoruz.

 

Demokratik Kadın Hareketi

20 Aralık 2020