Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Yeni Dünya için Çağrı tarafından organize edilen ‘Çin Devrimi ve Kaypakkaya’ konulu etkinlik Taksim’de bulunan Taxim Hill Otel’de açılış konuşmasıyla başladı.

Açılış komünist önder İbrahim Kaypakkaya şahsında, devrim ve komünizm şehitleri için saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından yapılan konuşmada Partizan, SMF ve YDİ Çağrı’nın aynı gelenekten gelen kurumlar olduğu vurgulandı.

Bu süreçte de bu kurumların ortak etkinlik yapmalarının önemli olduğu söylendi.

Güncel olarak 31 Mart seçimlerinin ardından yaşanan sürecin ülkede var olan hukuksuzluğu perçinlediği belirtilerek, egemenler arası klik dalaşının son hızıyla devam ettiği söylendi.

Açılış konuşmasının ardından panel için hazırlanan sinevizyon gösterildi.  Başkan Mao Zedung önderliğinde Çin Devrimi’ne giden yol, Büyük Proleter Kültür Devrimi ile komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın mücadelesi işlendi.

 ‘Güç dengeleri değişiyor’

Panelin ilk oturumunda Her Şeye Rağmen gazetesi(Almanya) ve TJA konuşmacıları sahne aldı. ‘Güncel gelişmeler ışığında krizler ve toplumsal değişimler’ başlıklı oturumda ilk olarak Her Şeye Rağmen gazetesi söz aldı.

Her şeye Rağmen gazetesi adına yapılan konuşmada, dünyada bir yaşandığı ancak bu krizin güncel şartlarda yapısal bir kriz olmadığı iddia edildi. “Dünyanın son 10 yıllık dönemini ele alsak bile güç dengeleri eski emperyalist ülkelerden doğulu diye adlandırabileceğimiz güçlere kayma durumundadır. Batılı emperyalizm dünyanın en büyük ekonomik gücüdür hala. Ancak gerileme içerisindedir” sözlerine yer verildi.

Konuşmada, Asya ülkelerinin(Çin, Rusya, Hindistan) ekonomilerinin gelişmekte olduğu ve Türkiye, Brezilya, G. Afrika gibi ülkelerinde bu güçler arasına katılabilmek için ilerleme çabası içerisinde olduğu kaydedildi.

Güncel olarak dünyada 2 ayrı kutbun bir dalaş içerisinde olduğu ve bu dalaşın bir paylaşım savaşına evrilebileceği kaydedildi. Bu dalaşında yeni ittifaklar yarattığı belirtilerek “En basiti burada Suriye savaşında Rusya, İran, Çin bir yanda Amerika, S. Arabistan, İsrail öbür yandadır” denildi. Türkiye’nin de bu denklemde kendi yayılmacı politikasını izlemeye çalışıldığı kaydedildi. Bu politika doğrultusunda ise hem Amerika, hem de Rusya ile işbirliği içerisinde olduğu belirtildi. Son olarak panelde yer almanın kendilerine mutluluk verdiğini ifade eden temsilci birlikte mücadelenin önemine dikkat çekerek konuşmasını sonlandırdı.

‘Dinamikleriyle Rojava Devrimi’

Her şeye Rağmen gazetesinin konuşmasının ardından TJA temsilcisi konuştu. TJA temsilcisi ise güncel olarak Rojava’da var edilen sistemi anlattı. Aşağıdan yukarıya doğru bir sistem inşa edildiğini belirten temsilci cinsiyetçi, tekçi, kapitalist sisteme karşı yerel yönetimlerin önemine dikkat çekti.

Kürdistan’ın bugün 4 parçada öz yönetim mücadelesi verdiğine dikkat çekerek bu Rojava özelinde elde edilen kazanımların pratiğini yaptığı sunumla anlattı. Rojava’da kadın meselesine, üretim ilişkilerine dair yaklaşımların önemli olduğunun altını çizerek Rojava devriminin dinamiklerine dair somut örnekleri sundu.

TJA temsilcisinin konuşmasının ardından konuşmalara dair soru-cevap bölümü yapılarak ilk oturum sonlandırıldı. İkinci oturumda ise SMF, Partizan ve YDİ Çağrı’nın sunumları yapıldı.

Panelin ikinci oturumu, paneli düzenleyen Partizan, SMF ve YDİ Çağrı’nın konuşmalarıyla devam etti. Kurumlar adına yapılan konuşmalarda genel olarak Çin Devrimi’ne giden yol, Mao’nun Marksizm-Leninizm’e katkıları ve Kaypakkaya’nın Mao Zedung düşüncesinin etkisi altında Türkiye tahlilleri anlatıldı. Kurumlardan ilk olarak YDİ Çağrı temsilcisi konuştu.

YDİ Çağrı temsilcisi konuşmasına Kaypakkaya’nın anlaşılabilmesi için Çin Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni anlamak gerektiğini vurguladı. Bundan dolayı konuşmasına Çin Komünist Partisi’nin kuruluş aşamasından, devrime giden yolculuğa dair bir özet geçti. Parti’nin kuruluş zamanında ki durumundan başlayarak Çin toplumunun, dağınık, emperyalist tahakküm altında yarı-sömürge yarı-feodal bir dönemde olduğunu vurguladı.

Kaypakkaya’nın Türkiye tahlili konusunda, Kemalizm tahlili konusunda, komünist parti inşa ile ilgili görüşleri konusunda, ulusal sorun konusunda ve devrimin yöntemi konusunda tespitlerinin doğrululuğunu kanıtladığını belirtti

YDİ için Çağrı’nın ardından SMF temsilcisi konuşmasını yaptı.

SMF konuşmacısı da Çin devletinin devrimden önce imparatorluk halinde ve derebeylikle yönetildiği vurguladı. Çin Komünist Partisi’nin örgütlenme biçiminin ise dönem koşullarına göre irdelenmesi ve işçi sınıfı ile köylülük bağlamının buna göre görülmesi gerektiğini vurguladı.

SMF temsilcisinin konuşmasının ardından Partizan temsilcisi sözü aldı. Partizan temsilcisi ise konuşmasında Çin devrimi ile günümüz arasındaki ilişkiyi irdeleyerek siyasi çizgi, kitle çizgisi ile bu başlıkların bağlantısını kurdu.

“Mao’nun ömrü Marksizm adına yanlış bilinen ezberlerle, Marksizm sanılanla mücadele tarihi olarak geçmiştir. Mao’nun bu yanını ele almadığımızda onu ciddi olarak eksik bir şekilde ele almış oluruz. Sovyet devriminin eksikleri ile birlikte ortaya koydukları bir reçete gibi ele alınıyordu. Mao esasta buna karşı çıkıyordu” diyen Partizan temsilcisi, Kaypakkaya’nın tüm metinlerinde Maoizm’in tüm berraklığıyla rastlandığını belirtti.

Yoğun tartışma ve sorularla gerçekleşen serbest kürsünün ardından panel daha sık bir araya gelme temennileriyle sona erdi.

 

Gazete Patika