Birleşik Mücadele Güçleri, geçtiğimiz haftalarda saldırı ve ablukaya rağmen deklarasyonunu ilan etti. Birleşik Mücadele Güçleri, yaşanan baskı ve devlet şiddeti, Kürt halkına dönük baskı, giderek derinleşen ekonomik kriz ve yoksulluğa karşı devrimci kurumların bir araya gelmesiyle oluştu. Mücadele Güçleri; Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Mücadele Birliği Platformu, Sosyalist Meclisler Federasyonu ve Partizan’dan oluşuyor. Kuruluşunu polis ablukasında ilan eden Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) bileşenleri ile neler yapacaklarını ve belirledikleri yol haritalarını konuştuk.

Baskılar giderek artıyor

Birleşik Mücadele Güçleri, belli bir süredir 7 devrimci kurum arasında yürütülen tartışmalar ve sergilenen ortak pratikler sonucunda kurulan devrimci bir güç birliği. Mücadele Birliği adına konuşan Muhammet Hizmetçi, Türkiye’de siyasal, sosyal ve ekonomik krizde ciddi bir derinleşme görüldüğünü söyleyerek iktidarın toplum üzerindeki baskılarının arttığını belirtti. Bu krizlerin yarattığı işsizlik, açlık, sefalet ve işçi sınıfının kazanılmış haklarına karşı saldırıların zirveye çıktığının altını çiziyor. Hizmetçi, “Devrimcilerin yan yana gelip, birlikte çalışmalar yürütmesi, birbirlerinin gücüne güç katması, var olan bu dağınıklığı gidermek, işçi, emekçilere tutarlı devrimci hedefleri göstermek açısından bir zorunluluk halini almıştır. İşte bu zorunluluğun ve birlikte mücadele etme iradesinin bir ifadesi olarak ve bir odak yaratmak için bu birliktelik kuruldu. Özellikle Boğaziçi ile birlikte yoğunlaşan tutuklamalar, gözaltılar, ev baskınları, devrimci tutsaklara yönelik uygulanan tecrit ve cezaevlerindeki baskılar arttı. İşçi eylemleri ve grevleri yasaklanıyor. Faşizm durduk yere saldırmıyor, çünkü bu topraklarda giderek büyüyen işçilerin, gençlerin, kadınların, Kürt halkının isyan çığlıklarını enselerinde hissediyorlar ve bunun önüne geçmek için ellerindeki tüm imkânları, devletin tüm çıplak zorunu devreye sokuyorlar. Milyonlarca insanda öfkeli bir ruh halini yaratan, bu çürümüş düzenden siyasal olarak uzaklaşan, daha güzel yarınları hayal eden ve bu yarınları kurmak için mücadele etme iradesini kıramıyorlar. Yaşadığımız topraklarda çok köklü sorunlarla karşı karşıyayız. İşçi, emekçilerin, gençlerin, kadınların, Kürt halkının, LGBTİ+ların sorunları giderek katmerleniyor. Açlık, işsizlik, geleceksizlik, kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik dur durak bilmeyen ve giderek artan saldırılar var” diyor.

Devrimci odak

Hizmetçi, Birleşik Mücadele Güçleri’nin kurulma amacının Türkiye’de gelişen demokrasi mücadelesiyle Kürt halkının özgürlük mücadelesini yan yana getirmek ve Türkiye’de dağınık olan toplumsal muhalefetin taleplerine önderlik etmek olduğuna işaret ediyor. Kürt halkının uzun yıllardır saldırı ve baskı politikasıyla, devlet şiddetiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Hizmetçi’ye göre kritik nokta direnişleri kitleselleştirmek. Hizmetçi, “Kürt halkına yönelik tırmandırılan savaş, işçilerin emek cehennemi haline gelen ortamlarda yaşadığı ağır sömürü ve çalışma koşulları, gençliğin yaşadığı geleceksizlik, üniversitelere yönelik müdahaleler, toplumun geniş kesimlerine yönelik uygulanan politik baskılar toplumun tüm kesimlerine karşı kapsamlı bir saldırı olduğunun kanıtıdır. Hepimizin gördüğü gibi artık emekçilerin, gençlerin çığlığı bu kadar büyümüşse, bu öfkeyi birleşik bir devrimci önderliğin bayrağı altında birleştirmek zorunluluk halini almıştır” diye belirtiyor.

Geniş yelpaze kurmak

İktidarın tüm baskılarına karşı mücadele edeceklerini dile getiren Hizmetçi, Birleşik Mücadele Güçleri’nin nasıl bir yol haritası izleyeceğini şu sözlerle anlattı: “Siyasi ve ekonomik krizin bu kadar derinleştiği, egemenlerin eskisi gibi yönetemediği, emekçilerin de eskisi gibi yönetilmek istemediği böylesi bir ortamda bize düşen görev sokakta çok etkin ve yaygın devrimci pratikler sergilemektir. Bu pratikler işçilerle, yoksullarla, işsizlerle, gençlerle, kadınlarla daha fazla yan yana gelmemizi sağlamaya, geniş kesimlerle daha sıkı, organik bağlar kurmamıza yönelik olacak. Bir taraftan bunları yaparken semtlerde halk toplantıları yapma, mahalle meclisleri veya komiteleri kurma, işçi bölgelerinde sınıfa daha yoğun gitme, geniş kesimlerle daha sıkı bağlar kurmamıza yönelik olacak. Sokakta eylemler örgütlemekten politik kampanyalar yürütmeye, emekçi semtlerde yaygın ve düzenli siyasi faaliyetlerden refleksif pratikler sergilemeye kadar çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Halk, devrimcilerin bir araya gelmesini istiyorsa, bir araya geldiğimizi her yerde en iyi şekilde duyurmanın araçlarını yaratmaya çalışacağız. İşçi grevlerinin, direnişlerinin yanında olurken, öğrenci gençlikle dayanışmayı büyüteceğiz, devrimci tutsakların sesine ses olacağız, şovenizme ve ırkçılığa karşı halkların mücadele birliğini emekçilere farklı şekillerde anlatacağız” dedi.

İddiayı büyütmek

Hizmetçi; toplumsal, ekonomik ve siyasal krizin giderek derinleştiği noktasına vurgu yapıyor. Bu yaşanan sürecin devrimci güçlere ortak mücadele zemininde buluşma görevi yüklediği tespitini yapan Hizmetçi, diğer devrimci güçlere de Birleşik Mücadele Güçleri’nin yanında yer alma çağrısında bulunuyor: “Gün, yaşadığımız bu katmerlenmiş sorunlar karşısında teslim olma, çaresiz bekleme günü değildir. Sorunlarımızın kaynağı nasıl kapitalist sistem ve onun siyasal örgütlenmesi ise her yerde taban inisiyatifine dayanan, bürokratik engellere takılmayan, enerjik örgütlenmeleri kurmamız lazım. Eğer bir şeylerin değişmesini istiyorsak ilk olarak bizlerin işe koyulması lazım. Bunun için, fabrikalarda, atölyelerde, emekçi semtlerde, okullarda kendi kitle örgütlerimizi kuralım ve hemen mücadeleye girişelim. Bir şeyler yapılması gerektiğinin farkındayız; atıl kalma, bekleme gibi bir şansımız yok. Birlikte mücadelenin önemini bir kez daha görüyoruz, bizim yan yana gelmemizden, sesimizin daha güçlü çıkmasından, halka devrimci hedefler göstermemizden korkuyorlar. Faşizme karşı tüm güçlerin birlikteliğini sağlamak ve sokaklarda olmaya, gerçeklerin devrimci sesini emekçilere taşımaya devam edeceğiz. Buradan sesimizin ulaştığı herkese gelin birlikte kavgayı büyütelim, birleşerek kazanacağımızın bilinciyle devrim iddiamızı büyütelim.”

Tarihsel bir görev

Türkiye’de siyasal, sosyal ve ekonomik krizde ciddi bir derinleşme görüldüğünü söyleyen Alınteri adına konuşan Mürüvet Küçük’e göre, toplum bir bütün olarak topyekûn iktidarın saldırısıyla yüzleşirken öte yandan da ciddi bir direniş içinde. Küçük, BMG’nin kurulma sebebini ise şu sözlerle açıklıyor: “Birleşik Mücadele Güçleri, tarihsel bir eşiğin her birimize yüklediği bir görevin yerine getirilmesinin ifadesidir. Bu eşik, emperyalist kapitalist sistemin yaşadığı katmanlı yapısal krizin dünya düzleminde daha saldırgan, faşist politikalar ve devletlerin bu gerçeğe göre örgütlenmesini ifade eder. Yine kapsamlı ekonomik-siyasal-kültürel saldırganlığa karşı dünya işçi ve emekçilerinin, ezilen halklarının sistemin saldırgan politikalarına karşı hemen her yerde şu ya da bu biçimlerle direniş halinde olmasını ifade ediyor. Yaşadığımız bölge ve özelde Türkiye de bu gerçeğin parçasıdır. İşçi sınıfından kadınlara, geleceği yok edilmiş gençlikten doğası ve yaşam alanları yağmalanan köylülüğe, krizin ağır yıkımıyla kitlesel iflaslara sürüklenen esnafa kadar hemen tüm toplumsal kesimler çeşitli düzey ve biçimlerde direniş halindedir. Diğer taraftan AKP-MHP-Ergenekon faşist iktidar koalisyonunun bu krizi yönetmek için siyasal terörü paramiliter güçlerini de hazırlayacak biçimde tırmandırdığı bir dönemdir bu dönem.”

Zorunluluk

Solun dağınık ve parçalı olmasının iktidarın ömrünü uzattığını söyleyen Küçük, BMG’nin kurumların bu parçalı ve dağınıklığına karşı bir araya geldiklerini belirtiyor. Küçük, bu bir araya gelişi şöyle açıklıyor: “Türkiye, işçi ve emekçilerin sayısız fay hattıyla ayrıştırıldığı bir ülke. Bu fay hatlarının her birinin mevcut tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin çeşitli biçimlerle kışkırtılmasıyla diri tutulmaya çalışıldığı bir zemin söz konusu. Tekelci burjuvazi ve siyasi temsilcilerinin bu fay hatlarını toplumsal direniş dinamiklerini bastırmak ve ezmek için bir iç savaş da dahil kırmayı göze alabilecekleri böyle bir ülkede devrimci, öncü güçlerin güçlerini birleştirmeleri kaçınılmaz bir görevdir. Birleşik Mücadele Güçleri, her şeyden önce bu tarihsel gerçek ve o gerçeğin yüklediği bir sorumluluk olarak anlam taşımaktadır. BMG öncü güçlerin mevcut toplumsal direniş dinamiklerine, mayalanmış öfkeye ulaşmalarını, daha hedefli ve örgütlü bir nitelik kazanmaları için güçlerini yoğunlaştırmalarını ifade ediyor. Hem öncü güçlerin ama hem de toplumsal direniş dinamiklerinin anlamlı bir odakta toplanmasını hedefliyor. Bu açıdan da tarihsel bir görev olduğu kadar, zorunluluktur da.”

Yan yana mücadele

Küçük, Birleşik Mücadele Güçleri’nin kurulma amacının Türkiye’de gelişen demokrasi mücadelesiyle Kürt halkının özgürlük mücadelesini yan yana getirmek ve Türkiye’de dağınık olan toplumsal muhalefetin taleplerine önderlik etmek olduğuna işaret ediyor. Küçük, “Bu hat esas olarak işçi sınıfında, kadınlarda, gençlikte, köylülerde, yıkıma uğratılan tüm toplumsal kesimlerde birikmiş ve mevcut durumda da irili ufaklı direnişler biçiminde kendisini konuşturan tüm dinamiklerle Kürt özgürlük hareketinin dinamiklerini birleştirmeyi esas alıyor. Fiili meşru mücadele hattında yürümek, sistemin çizdiği sınırlarla değil, esas olarak bu hattın esas alınmasıyla yol almak ayırt edici özelliği olacaktır. Ruhunu bu oluştururken, faaliyetinin içeriğini de kitlelerin gerçek sorunları temelinde faaliyet yürütmek, o sorunları esas almak oluşturacaktır. Kitlelerin kendi dinamikleriyle açığa çıkanı birleştirmek, devrimci bir hatta oturması için çaba harcamak ya da birikmiş her tepkiyi akacağı bir kanala kanalize etmek esas derdidir. Mevcut faşist iktidar koalisyonunun üzerine bastığı o toplumsal taban da dahil kitlelerin öz sorunları temelinde sistemden kopuşu için devrimci bir çaba harcamak hedefidir. Siyasal saldırganlığa, faşist teröre karşı sokak inisiyatifini kazanmak da dahil, kapsamlı bir hazırlık yapmak, kitleleri bunun bir parçası haline getirmek ayırt edici özelliği olacaktır” diyor.

‘Birlik, mücadele, zafer!’

Küçük, iktidarın asıl amacının batıda ve Kürt illerinde örgütlü toplumsal kesimleri merkezi bir politikayla tasfiye etme olduğunu vurguluyor. Bu yok etme ve tasfiye politikasına karşı birleşik bir mücadeleye ihtiyaç olduğunu söyleyen Küçük, diğer devrimci güçlere de Birleşik Mücadele Güçleri’nin yanında yer alma çağrısında bulunuyor, “Emperyalist kapitalist barbarlığa ve onun siyasal biçimi olan faşizme karşı birleşelim, mücadele edelim çağrımızı yinelemek istiyorum: Fabrikada-şantiyede-tersanede-plazalarda giderek despotik biçimler kazanan, kitleselleşen iş cinayetleriyle, Kod 29’larla, sendika düşmanlığıyla, kölelik biçimleriyle ifade kazanan sömürü rejimiyle Kürt halkının tepesine binen zorbalık aynı tornadan çıkmaktadır. Erkek egemenliğin en saldırgan biçimiyle kışkırtılan ve kadın katliamlarını adeta körükleyen bu siyasal gericilikle hayatı kayyumlaştıran, üniversitelere-belediyelere kayyum atayan zihniyet aynı kaynaktan türemektedir. Faşizm denilen şeyin bir tarafı siyasi saldırganlık, işkence, paramiliter çetelerse, diğer tarafı da toplumun gözeneklerine kadar indirgenmeye çalışılan gerici tahakküm biçimleridir. Sömürü ve zulmün bu biçimlere göre koyulaştırılmasıdır. Tüm bunları üreten o kaynağa karşı ‘Birlik, mücadele, zafer!’ diyerek mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. Davetimiz budur.”

Yadigar Aygün/Yeni Yaşam Gazetesi