Birleşik Mücadele Güçleri (BMG), aralık ayında gerçekleşen Maraş ve 19-22 hapishaneler katliamına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

BMG açıklamasında, “19 Aralık 2000’de 20 hapishaneye eş zamanlı bir şekilde gerçekleşen katliam saldırısında 28 devrimci tutsak; mermi, kimyasal silah ve gaz bombalarıyla, diri diri yakılarak, kurşunlanarak, işkence edilerek katledildi. 600’ün üzerinde tutsak sakat kaldı.

19 Aralık, faşizmin Türkiye-Kürdistan siyasal tarihinde, hapishanelere düzenlediği en ağır saldırılardan biri olarak tarihe kazındı. Devlet, yüzlerce tutsağın Ölüm Orucunda olduğu koğuşlara, adeta bir savaş hazırlığıyla, büyük bir katliam için girdi. Öncesinde “Ulucanlar Katliamı”nda provası yapılan ve dalga geçercesine “Hayata Dönüş” adı verilen katliam saldırısı, faşizmin devrimci-komünist güçlere yönelik tarihsel düşmanlığını ve vahşetini de bir kez daha gözler önüne serdi.

Tutsaklar, faşizmin vahşi saldırısı karşısında bedenlerini siper ederek, öncüllerinden aldıkları direniş bayrağını yükselterek, bu toprakların diz çökmeyen, baş eğmeyen mücadele hazinesine yeni bir halka eklediler. Hapishanelerde tecrit ve tredmana dayalı yeni bir teslim alma politikası üzerinden “F Tipi” Hapishaneleri inşa eden faşizm bununla, devrimci güçler üzerinden bir bütün olarak toplumu yeniden dizayn etmeyi amaçlıyordu.

Dönemin ANAP, DSP ve MHP koalisyon hümünetinin başbakanı Bülent Ecevit’in “Dışarıya hâkim olmak için içeriye hâkim olmalıyız” sözleri, katliamın gerçek nedenlerinin de itirafı niteliği taşıyordu.” şeklinde katliama dair vurgular yaptı.

Açıklamanın devamında, “Faşizm, tıpkı geçmişte 16-29 Aralık 1978’de yüzlerce Kürt ve Alevi’nin öldürüldüğü “Maraş Katliamı”nın gerçek sorumlularını nasıl akladıysa, katilleri terfi edip, ödüller verdiyse, “19 Aralık Hapishaneler Katliamı”nda da tarih tekerrür etmiştir. Faşizm, 2000’ler yaşadığı ağır ekonomik ve siyasi krizle kitlelerin kabaran öfkesinin devrimci güçlerle buluşmasından duyduğu korkuyla hapishaneleri hedef aldı.” denildi.

Açıklama şu sözlerle sona erdi;

“19 Aralık’ta zindanlara büyük vahşetle saldıran faşizm, bugün de devrimci- yurtsever güçlere yönelik benzer bir teslim alma, diz çöktürme politikasını sürdürüyor. Siyasi tutsaklara tecrit içinde tecrit uygulanıyor, hasta tutsaklar tedavi edilmezken zindanlar adeta ölüm evlerine dönüştürülüyor.

Tutsakların en temel insani ihtiyaçları idareler tarafından pandemi bahane edilerek red ediliyor. Yeni İnfaz Yasasına sırtını dayanan hapishane yönetimleri, keyfi gerekçelerle tutsakların infazını yakıyor, süresi dolmasına rağmen tutsaklar tahliye edilmiyor, işkence ve kötü muamele sıradanlaştırılıyor.

AKP-MHP faşist bloğu zindanlarda ağırlaştırdığı uygulamalar üzerinden ezilen emekçilere gözdağı veriyor.

Ne var ki her şeye karşın devrimci-yurtsever güçler olarak, içeride ve dışarıda, 19 Aralık’ta direniş mirasını yaşatanlardan devraldığımız, bayrağı dalgalandırıyoruz.

Birleşik Mücadele Güçleri olarak, sefalet ve açlıkla terbiye edilmek istenen işçi sınıfı ve emekçilere; faşizme karşı güçlerini birleştirme ve yana yana gelerek birleşik mücadeleyi büyütmek çağrısı yapıyoruz!

19 Aralık’ın yirmibirinci, Maraş’ın, 43. yıldönümünde katliamcılardan hesabı birleşik mücadelemizle soracağımızı bir kez daha ilan ediyoruz!” ifadelerini kullandı.