Halklara karşı kendisini soykırımlar, katliamlar ve zor üzerinden inşa ederek bugünlere kadar gelen ve aynı gerici genetik kodlarla burjuva gerici faşist iktidarını ayakta tutmaya çalışan T.C. devletinin faşist ittifak iktidarı önderliğindeki gerici savaş, katliam, sömürü siyaseti yeni biçim ve boyutlar alarak devam etmektedir.

Bu tarihsel katliamlardan biri de 12 Mart Gazi katliamıdır. 12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde katliam gerçekleştirilmiş, onlarca kişi yaşamını yitirmiştir. Katliama karşı yürüyüşe geçen Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkına da aynı katliamcı saldırı yapılmıştır. 12-15 Mart katliamları ile yaratılmak istenen provokasyon ortamı, emekçi halkın ve devrimcilerin günlerce sokak sokak ve barikat barikat ördüğü direnişle boşa çıkarılmıştır. İstanbul’un emekçi semtlerinden Gazi’ye akan binlerce kişi direnişe geçerek barikat başlarında hesap sorma bilincini kuşanarak, faşist devlete meydan okumuştur.

12-15 Mart 1995 tarihlerinde gerçekleştirilen katliam ve saldırılar sonucu 22 kişi katledilmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve gözaltına alınarak vahşi işkencelerden geçirilmiştir. Katliama karşı başta İstanbul olmak üzere Türkiye ve Kürdistan’a yayılan direniş devlete güçlü bir yanıt olmuştur. Direnişe yanıt devletin kontrgerilla saldırısı olmuş, Gazi direnişinin öznelerinden biri olan Hasan Ocak kaçırılarak katledilmiştir. Yine direniş içerisinde yer alan yüzlerce devrimci gözaltına alınıp ağır işkencelerden geçirilerek tutuklanmıştır. 12-15 Mart katliam tarihi olduğu kadar direnişimizin de tarihidir.

Devletin Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirdiği katliam yükselen toplumsal mücadeleyi bastırma hedefiyle örgütlenmiş özel bir katliamdır. Kürdistan’da yükselen ulusal kurtuluş mücadelesi ve serhildanlara karşı devletin ‘düşük yoğunluklu savaş stratejisi’ konseptiyle geliştirdiği topyekûn imha ve saldırı stratejisinin ürünüdür. 12-15 Mart 1995 tarihlerinde Gazi ve 1 Mayıs emekçi mahallerinde gerçekleştirilen katliam ve saldırı konsepti tam da bu topyekûn savaş stratejisinin bir parçası olarak devreye koyulmuştur.

Aynı katliamcı gelenek bugün faşist iktidar tarafından daha pervasız bir şekilde sürdürülmektedir. Suruç, Ankara ve Kürdistan’da gerçekleştirilen kitlesel vahşi katliamlar devletin katliamcı geleneğinin devamıdır. Faşist iktidar sadece katliamlar, kitle kıyımları ile değil, her direnişe, her toplumsal mücadele dinamiğine polis terörü, gözaltı-tutuklama saldırısı ile yanıt vermekte, işkence, taciz, tecavüz, kaçırma, kaybetme biçimindeki kontra yöntemlerini yönetmenin olağan biçimleri haline getirmektedir. Siyasal alanda yaratılan baskı ve terör, ekonomik ve toplumsal alanda kadınlara, LGBTİ+’lara dönük şiddet, cinayet; emek sömürüsü, işçi katliamı ile katmerlenmektedir. Faşist rejim, emekçi halkımızın her türlü hak talebi ve isyanı ile kuşatıldıkça, işçi direnişleri, kadın isyanı, Kürdistan’ın özgürlük mücadelesi ile sıkıştırıldıkça daha fazla zora, teröre, baskıya yönelmektedir.

Fakat nafile!

Dün olduğu gibi bugün de hiçbir saldırı, katliam ve zorbalık işçi sınıfı ve halkların özgürlük ve kurtuluş mücadelesini engelleyemeyecektir. Faşist ittifak iktidarının her ne yaparsa yapsın, işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın direnişini bastırma; onun isyanından, özgürlük ve kurtuluş mücadelesinden kurtulma imkanı yoktur.

Bizler bu isyanı ve kurtuluş düşünü birleşik mücadele gücüne dönüştürmüş devrimciler olarak; 12 Mart’ta Gazi’deyiz. Gazi katliamının 26’ncı yılında tüm halkımızı 12 Mart’ta Gazi Mahallesi’nde yapılacak olan yürüyüşe katılmaya ve hesap sormaya çağırıyoruz. Faşist iktidarın zulüm ve sömürü saltanatına son vermek ve katliamların hesabını sormak için tüm halkımızı Birleşik Mücadele Güçleri etrafında kenetlenmeye ve toplumsal mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz!

Faşizme Karşı Birleşelim, Örgütlenelim, Mücadeleyi Yükseltelim!

Birlik, Mücadele, Zafer!

BİRLEŞİK MÜCADELE GÜÇLERİ

11 Mart 2021