Birleşik mücadele argümanı ile birleşik devrim tezi birbirine karıştırılmaması gereken farklı formasyonlardır. Birleşik devrim tezi değişik devrim biçimleri ya da süreçlerinin tek devrimde ifade bulması iken, birleşik mücadele argümanı ise esasta farklı nitelikteki mücadelelerin ortak görevlerde buluşarak tanımlanmış mücadele ortaklaşmasında karşılık bulur.

Birleşik devrim birleşik mücadeleyi objektif olarak barındırır ama birleşik mücadele her durumda birleşik devrimi ifade etmez. Şayet birleşik mücadeleden genel devrim mücadelesi kast ediliyorsa, bu bir bakıma birleşik devrim mücadelesi anlamına gelir. Lakin, birleşik mücadelenin muhtevası birleşik devrim mücadelesini kapsayabileceği gibi, demokratik görevler veya reformlar uğruna mücadele kapsamını da ihtiva eder. Bir demokratik veya sosyalist devrim sürecinin geçerli olduğu şartlarda aynı zamanda milli devrim süreci de geçerli olabilir ki, bu durumda iki devrim biçimi veya niteliğini, sosyalist devrim bütünlüğü içinde tek devrimde birleştiren perspektif birleşik devrimi ifade eder. Veya sosyalist devrim aşamasıyla ve süreciyle ulusal kurtuluş mücadelesini de üstlenerek bu devrim niteliğini de omuzlayan sosyalist devrim birleşik devrim olarak tanımlanabilir vb. vs.…

Birleşik mücadele bu devrim süreçleri için geçerli olabileceği gibi, güncel olan her hangi politik bir meselede veya kazanımın elde edilmesinde verilen mücadele birliğinde, yani sınırlı demokratik veya devrimci görevlerde, sınırlı hedef ve görevler üzerinde geçerlilik kazanabilir. Dağıtmadan konumuza dönersek, yani konumuz birleşik mücadele olduğuna göre, birleşik devrim tezi üzerinde ayrıntıya girmeden, birleşik mücadelenin tanımı üzerinde durarak ilerleyelim.

Birleşik mücadele, stratejik ve taktik niteliklerdeki mücadele muhtevasına uygun edindiği görevler çerçevesinde değişik formatlarda, muhtelif hedef ve süreçlerde vb. biçimlenir. Devrim mücadelesinin esası ve merkezi görev varyantlarında geçerli olabileceği gibi, bu mücadele ve görevlerin göreli biçimlerinde de geçerlilik kazanabilir birleşik mücadele. Farklı ideolojik, siyasi perspektiflere sahip olmakla birlikte ortak görevlere de sahip olan politik aktörlerin bu müşterek görevlerde buluşmasını anlatır birleşik mücadele…

Genel siyasi çizgi normları üzerinde yükselen, irade-eylem birliği ekseninde merkezileşerek tek parti-örgüt çatısı altında örgütsel birlik şartı aranmaksızın, ayrılık ve nüanslar barındıran birden fazla öznenin(parti, örgüt, kişi, yapı veya hareketin) ve/veya birbirinden farklı şekillenmiş birden fazla bağımsız siyasi iradelerin belirli şartlar zemininde buluştukları ya da mutabık kaldıkları görevler çerçevesindeki ortak davranış, eylem birliğidir birleşik mücadele. O halde birleşik mücadele, farklı ideolojik, siyasi, örgütsel norm ve teorik perspektiflere sahip  olan politik mücadele güçlerinin, demokratik kazanımlardan siyasi iktidar hedefine kadar en geniş devrimci mücadele cephesinin azami görevlerinde olmasa da, bu görevler yelpazesinin asgari müştereklerinde ortaklaşmayı sağladıkları pratik mücadele birliği şeklinde ifade edilebilir.

Birleşik mücadele, stratejik ve taktik niteliklerdeki mücadele muhtevasına uygun edindiği görevler çerçevesinde değişik formatlarda, muhtelif hedef ve süreçlerde vb. biçimlenir

Bu anlamda birleşik mücadelenin esas angajmanı pratik mücadele ya da mücadele pratiği ilkelerinde birlik olarak açıklanabilir. Bundandır ki birleşik mücadele, ideolojik, siyasi, örgütsel ve teorik farklılıkları yok saymadan ve fakat öne çıkarmadan, mücadelenin pratik görevlerindeki ortaklaşmayı öne çıkarır, bura üzerinden yükselir. Bu realite tabiatıyla birleşik mücadele platformu ya da birleşik kurumsal yapısının tam demokratik normlara oturmasını koşullar. Ortak müşterekler zemini kadar, demokratiklik ilkesi de birleşik mücadelenin yaşamsal unsuru olarak değer taşır. Ve eğer mesele birleşik devrim olmuş olsaydı, ideolojik, siyasi, örgütsel birlik, genel siyasi çizgi esasında birlik gibi temel ilkeler ve program birliği vb. aranır olurdu. Lakin birleşik mücadele için bu şartlar değil, daha esnek ve sınırlı müşterekler yeterli şartlardır.

Proleter devrimcilerin birleşik mücadele anlayışı stratejiktir. Lakin, birleşik mücadelenin somuttaki her biçimi stratejik değil, taktiktir de. Somut birleşik mücadele biçimleri stratejik olabileceği gibi, taktik de olabilirler. Birleşik mücadele, genel devrim mücadelesi kapsamında siyasi iktidar mücadelesinin görevleri ekseninde bir muhtevayla biçimlenebileceği gibi, bu sürecin demokratik mücadele görevleri kapsamında da biçimlenebilir. Dolayısıyla, bir muhtevasıyla stratejik örgütlenme ve mücadele zemininde anlam bulurken, diğer muhtevasıyla taktik örgütlenme ve mücadele zemininde karşılık bulur.

Bu durum, aynı zamanda birleşik mücadelenin üzerinde yükseldiği saptanmış görev ve hedeflerin niteliğine bağlı olarak, belirlenmiş somut görev ve hedefler çerçevesine dahil olan bileşenlerin, yani tanımlanmış olan görev ve hedeflere uygun ittifak güçlerinin potansiyeli bakımından da görelilik taşır. Birleşik mücadele görev ve hedeflerinin siyasi iktidar mücadelesi çerçevesinde belirlenmesi, buna iştirak eden güçlerin niteliğini devrimci olarak koşullarken, bu birleşik mücadelenin stratejik nitelikte gelişmesini olanaklı kılar ya da stratejik bir örgütlenme ve mücadele olarak biçimlenmesini olumlar.

Fakat, birleşik mücadelenin görev ve hedefleri belirli demokratik ve politik kazanımlar ekseninde tarif edildiğinde, buna iştirak eden ittifak güçlerinin bu nitelikte olmasını koşullayarak, bu birleşik mücadelenin bileşenlerine uygun olarak göreli, taktik bir muhtevada biçimlenmesini gündeme getirir. Yani, birleşik mücadele hem güncel politik sorun ve demokratik mücadeleler zemininde gerçekleştirilebilir ve hem de devrimin stratejik görevleri, siyasi iktidar mücadelesine dönük temel görevler zemininde de gerçekleştirilebilir.

Bunların her birinin bileşenleri, ittifakları farklı olmakla birlikte, görev ve hedefleri de farklıdır ki, bu farklılıkları bir durumda birleşik mücadelenin stratejik değerini, diğer durumda ise taktik niteliğini doğrular. Örneğin, çevre sorunlarına, hayvan haklarına vb. duyarlı olan kesimlerle ya da somut anti-demokratik, faşist, burjuva hukuk dışı uygulamalara karşı duyarlı olan geniş demokratik kesimlerle(demokratik, devrimci ya da üç antici olmaları şartıyla) bir birleşik mücadele geliştirebiliriz. Ama bu kapsamdaki bileşenleri somut birleşik mücadele özgülünde siyasi iktidar mücadelesine çekemeyebilir, hemen çekemeyiz. Bunlarla göreli hakların kazanılmasına kadar birleşik mücadelede ilerleriz; bizim tercihimiz değil onlar bizimle buraya kadar yürürler. Ve kuşkusuz ki, bu zeminde sağlanan birleşik mücadele stratejik değil, taktiktir.

İster taktik değerde olsun, isterse stratejik değerde olsun, birleşik mücadelenin pratikleştirilmesi devrimci, sosyalist hareketin göz ardı edemeyeceği temel bir sorundur. Devrim kitlesi veya potansiyelinin devrime seferber edilmesi ve devrimde birleştirilmesi, birleşik mücadele ve türevlerinin pratikleştirilmesiyle olanaklı olur. Bundan sakınan politik özne kitleleri birleştirme ve devrim uğruna harekete geçirme görevinden de  söz edemez. Politik mozaik olarak zengin olan ve ancak bu renkli zenginliğin devrimci görev ve kazanımlarda birleşmesi, en önemlisi de devrimin başarısı için birleşmesi tercih değil, zorunludur.

Siyasi aktörlerin bunu göz ardı etmesi, devrimin başarısı açısından ve devrim bilinci bakımından kabul edilemez bir hata olur. Faşizme, siyasi gericiliğe ve gerici sınıflar iktidarına karşı, devrimci güçlerin ve demokratik dinamiklerin ortak mücadelede buluşmasından daha anlaşılır ve anlamlı bir şey olamaz. Özcesi, birleşik mücadelenin her niteliğiyle ertelenemez ve ihmal edilemez bir sorumluluk olarak sosyalist, devrimci, demokratik güçlerin önünde bir görev olarak durduğu aşikar ve zorunluluk arz eden bir durumdur. Elbette bu güçler doğru orantılı bir bilinç taşımakla birlikte, pratik adımlar içindedirler de. Bu, devrim için, haklarımız için sevindiricidir. Meselenin tartışılması bile olumlu bir ilerlemedir. Ki, devrimci ve demokratik hareket tartışma yürütse de, tartışma sürecini geride bırakarak pratik adımlar atmış durumdadır. Bundan geri adım atılamaz. Bilakis daha da zenginleştirilerek geliştirilmesi elzem görevdir.

Demokratiklik ilkesi kadar, birleşik mücadelede politik olarak esneklik ilkesine sahip olmak da önemlidir

Demokratiklik şartı birleşik mücadele için temel bir gereksinimdir. Bu normlar ayrılıklara karşın ortaklaşmayı veya birleşik mücadele içinde bulunmayı olanaklı kılan zamk değerindedir. Gün itibarıyla coğrafyalarımız hareketi bu sorunda da olgun bir seviye ve tavır ortaya koymaktadır. Demokratik normlar zemininde mücadele birlikleri sergilemektedir. Somutlaşan bir dizi birleşik mücadele platformları bunun somut örneğidir. Demokratiklik ilkesi kadar, birleşik mücadelede politik olarak esneklik ilkesine sahip olmak da önemlidir.

Neticede birleşik mücadele güçleri farklı siyasi perspektiflere sahip bileşeni ifade eder. İdeolojik, siyasi perspektif farklılıklarına rağmen, mücadele görevlerinde bir mücadele birliği inşa edip sürdürmektedirler. İşte bunun için, farklılıkları öne çıkarmadan birlik noktalarını öne çıkarmak pratik mücadelede birleşmek için şarttır. Aynı biçimde farklılıklara saygı göstermek ve pratik mücadele birliği için taktiksel meselelerde esnek davranma bilinciyle hareket etmek de şarttır. Her meselede aynı düşünmek beklenemez, beklenmemelidir de. Farklı düşünmekle birlikte, belirli görev ve hedeflerde aynılaşma, buluşma gerçeği de inkar edilemez bir gerçektir ki, birleşik mücadelenin üzerine oturduğu zemin de budur. Devrimin kazanımları veya devrimci, demokratik kazanımlar için, taktiksel konularda ödünkar davranmak birleşik mücadelenin ruhudur. Bu yakalanıp sergilenmeden birleşik mücadelenin sürdürülmesi düşünülemez.

Devrimci güçler küçümsenemez bir potansiyele sahiptir. Kitleler devrimcidir. Fakat, kitleleri örgütleyerek harekete geçirecek, devrimci dinamizmi örgütlü siyasi güç olarak devreye sokacak bilinçli devrimci hareket, bu potansiyel ve dinamizme karşın dağınık ve zayıftır. Dağınık olan bu dinamizmin ortak mücadelede birleştirilmesi küçümsenemez bir enerji doğurur. Edilgen olmaktan çıkıp belirleyen güç olmaya geçmek için ve burjuva gündemler peşinden sürüklenmekten çıkarak gündem belirme durumuna gelmek için bu büyük potansiyel ve dinamizmin pratik mücadelede birleştirilmesiyle mümkündür. Bu, devrimimizin, halklarımızın ve tüm ezilip sömürülen kesimlerin; Kadının, gençliğin, işçinin, köylünün, ezilen ulus ve azınlıkların, inanç guruplarının, nihayetinde devrimden çıkarı olan her toplumsal katmanın ihtiyacıdır. Sosyalistler, devrimciler ve tutarlı demokratik güçler bu duruma kayıtsız kalamaz, bu sorumluluktan kaçamaz.

Birleşik mücadele, ezilen, sömürülen en geniş toplumsal kesimlere dayanarak bunları kucaklamak durumundadır. Bunun somut biçimi, halk sınıf ve katmanlarını temsil eden siyasi parti ve örgütlerin birleşik mücadele içinde yer almasıdır. Büyük-küçük ayrımı yapılmadan bu kesimlerin siyasi temsilcileri, sözcüleri, güçleri birleşik mücadeleye dahil edilmelidir. Bugünkü toplumsal muhalefet ve mücadele renkliliği düşünüldüğünde, işçi direnişleri, köylülerin doğa mücadeleleri vb. vs. düşünüldüğünde birleşik mücadelenin tabanı-bileşenleri ve geniş potansiyeli son derece uygun durumdadır. Burjuva düzen partilerinin iktidar-muhalefetiyle içinde bulunduğu dalaş da birleşik mücadelenin geliştirilerek büyütülmesine uygun zemin sunmaktadır. Burjuva düzen partilerine güven günbegün azalmaktayken, aralarındaki dalaşın keskinleşmesi bu süreci hızlandırmaktadır. Kararsız seçmen oranına bakıldığında bu durum çıplak biçimde görülmektedir. Özetle, yaşanan şartlar devrim lehinedir, birleşik mücadelenin rol oynamasına el verişlidir.

Birleşik mücadele, bileşenleri itibarıyla da, görev ve hedefleri itibarıyla da, tutarlı demokratlığı, devrimciliği ve sosyalistliği ölçü alır

Birleşik mücadelenin kitle potansiyeli burjuva düzen partilerine kadar uzanan geniş bir kesimdir. Faşist düzen partilerinin hemen hepsinin tabanında halk kitleleri bulunmaktadır. Kendisini merkez sağda ya da sağda tarif edenden, sol, sosyal demokrat olarak tarif eden bütün faşist düzen partileri şu veya bu oranda halktan kesimleri yedeklemiş durumdadır. Faşist partiler tarafından yedeklenmiş olan bu taban özünde devrimin kitlesidir. Dolayısıyla sosyalist, devrimci hareket bu kitleleri düşman olarak hedef almadan onları kazanmaya dönük politikalar güder, gütmelidir. Fakat bu durum birleşik mücadele güçlerinin faşist düzen partileriyle ittifak yapma politikasına götürmemelidir.

Özellikle seçim dönemlerinde bu partilerle ittifak meselelerinin gündeme geldiği bilinmektedir. CHP gibi sol söylemler ve tabela arkasına saklanarak halk kitlelerini manipüle eden klasik burjuva siyaseti devrimci hareketleri de manipüle etmemelidir. CHP, devletçi, tekçi, ırkçı-faşist bir partidir. Bu partiyle ittifak, birleşik mücadelenin ruhuna, hedeflerine ve niteliğine aykırıdır. Onun kitlesinin devrimci olması, hatta tek tek kadrolarında demokrat ve devrimci bireylerin olması, onun niteliğini belirlemez, değiştirmez. Birleşik mücadele, bileşenleri itibarıyla da, görev ve hedefleri itibarıyla da, tutarlı demokratlığı, devrimciliği ve sosyalistliği ölçü alır, almak durumundadır. Bu ölçüler dışında kalan siyasi partilerle, faşist düzen partileriyle ittifak ya da birleşik mücadele örülemez.

CHP ile ittifak AKP’nin iktidardan düşürülmesi ve yerine CHP’nin iktidara getirilmesi ile anlamlıdır ki, bizlerin CHP’yi iktidara getirme amacı olamaz. AKP karşıtlığıyla sınırlı bir tutum tutarlı demokratlık ve devrimci olamaz. Biz burjuva klikler arasındaki iktidarın el değiştirmesi için değil, her türden burjuva iktidara karşı mücadele kavrayışı ve bilinciyle birleşik mücadeleyi benimseriz. Bizlerin burjuva cepheye karşı, devrimci cepheyi geliştirme ve egemen kılma hedefi vardır. Birleşik mücadele kavrayışımız buna dayanır. Burjuvaziyle aynı cephede yer alamaz, onun iktidar emeline asla alet olamayız. Bu ilkesel tavrımız olduğu kadar, ahlaki sorumluluğumuzun da gereğidir.

Birleşik mücadele gerici sınıflar dışında, devrimci sınıf güçleri açısından ihtiyaçtır; devrim, devrimci ilerleme ve demokratik kazanımlar açısından zorunlu bir ihtiyaçtır. Burjuva düzen ve gerici sınıf sistemlerini tasfiye etmek, bu doğrultuda geriletmek için ihtiyaçtır. Demokrasinin geliştirilmesi, halk kitlelerinin kurtuluşu, ezilen dil, din, cins ve ırkların özgürlüğü, nihayetinde sosyalist iktidarın kurulması için ihtiyaçtır. Kısacası devrimci cephe ve tüm haklarımızın karşı devrimci sınıflara karşı verdiği mücadelenin bir ihtiyacıdır.

Bu temel ihtiyaçlarla biçimlenen ilkeler zemininde birleşik mücadelenin geliştirilerek pratikleştirilmesi devrimcilerin görevidir. Tam da bundandır ki, devrimciler birleşik mücadelenin hayata geçirilmesi ve görevlerinin yürütülmesinde tereddütsüz bir kararlılık taşımalı, militan mücadeleler başta olmak üzere, her türden mücadele biçimiyle seferber olmalıdır.

Bu yazı ilk olarak Gazete Patika’nın Perspektif bölümünde yayınlanmıştır.