Kandıra F Tipi Cezaevi’nde kalan hasta mahpus Abdullah Kalay’ın sağlık durumu hem cezaevi koşulları nedeniyle hem de yaşanan pandemi sürecinden kaynaklı olarak daha da kötüye gidiyor. Kalbine pil takılı olan ve daha önce de ciddi bir ameliyat geçiren Kalay geçtiğimiz pazar günü yemekten sonra rahatsızlanarak cezaevi revirine kaldırıldı. Ancak revirde kendisine yeterli müdahale edilemedi. Kalay’ın eşi Güler Kalay, eşinin sesini duyulmasını isterken, “Diken üstünde telefonları elime alıyorum” dedi.

ÜNİVERSİTE CEZAEVİNDE KALAMAZ RAPORU VERDİ ANCAK…

Kalay, 1996 ve 2000 yıllarında ölüm orucu eylemlerine girdikten sonra Wernicke Korsakoff Sendromuna yakalandı. Kalay daha sonra kaldığı cezaevinde sık sık rahatsızlandı ve kalp krizi geçirdi. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kalay için ‘Cezaevine kalamaz’ raporu vermesine rağmen tahliye edilmedi. Çünkü Adli Tıp Kurumu araya girerek Kalay için yeni bir rapor hazırladı. Bu rapora göre ise Kalay için ‘Cezavinde kalabilir’ denildi.

Kalbinde şu an pil takılı halde hayatını devam ettiren Kalay geçtiğimiz pazar günü de solunum sorunu yaşadığı için cezaevi revirine kaldırıldı. Korona virüsü riski nedeniyle Kalay’ın tam teşekküllü bir hastanede tedavisi yapılamıyor. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na tahliye başvurusunda bulundu. Kalay yaptığı başvuruda, Covid-19 salgının gözönünde bulundurulmasını isteyerek tahliye edilmeyi beklediğini söyledi.

Kalay’ın eşi Güler Kalay, Adli Tıp Kurumu’na tepki gösterdi. Üniversite hastanesinin eşi için ‘Cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen Adli Tıp Kurumu’nun yeni rapor hazırlayıp ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmesinin siyasi bir yaklaşım olduğunu belirten Güler Kalay şöyle konuştu: “Normal şartlarda eşimin tahliye edilmesi gerekiyordu. Ama Adli Tıp Kurumu bu tahliyeye engel oldu. Onlar siyasi karar veriyor. Eğer eşimin başına bir şey gelirse bundan bütün yetkililer sorumludur.”

‘DİKEN ÜSTÜNDEYİM’

Eşiyle yaptığı son telefon görüşmesini anlatan Güler Kalay şöyle devam etti: “Salgından dolayı cezaevlerine yemek gitmiyor. Konserve içerisinde giden yemekleri ve hazır çorba yemek zorunda kalıyorlar. Eşim de yediği yemekten dolayı cezaevinde geçtiğimiz günlerde fenalaştı. Revire çıkarılıyor ama burada da müdahale edilemiyor. Her ne kadar gerekeni yapıyoruz deseler de bu yapılmıyor. Salgından dolayı eşim hastaneye de gidemiyor. Gözümüz infaz yasasında kaldı, o da bize çare olmadı. Çok zor durumdayız. Diken üstünde telefonları açıyorum. Eşimin durumuyla ilgili cezaevini aradığımda sürekli kaygı yaşıyorum. Acaba eşime bir şey oldu mu diye… Artık bu sürece bir son verilsin. Zaten eşimin 4 yıl cezası kaldı. Artık onu tahliye etsinler. Evde bakılması gerekiyor. Cezaevinde yaşayamaz.”

 

Hacı Bişkin/ Gazete Duvar