İşçi sınıfı ve tüm ezilenler açısından zorlu bir mücadele yılını daha geride bırakıyoruz. Geçen 2021 yılında da,  AKP – MHP faşist bloğunun emekçilere, kadınlara, gençlere, ezilen ulus ve inançlara yönelik kapsamlı saldırıları hız kesmedi. Devlet, bu saldırıların odağına yerleştirdiği Kürt ulusunun örgütlü gücü başta olmak üzere coğrafyamız devrim, demokrasi ve sosyalizm güçlerini tasfiye amacında yoğunlaşırken; aynı ısrar ve saldırganlıkla emekçilerin ve ezilenlerin kazanımlarını gasp etmekten de geri durmadı.

Faşizmin medya, polis ve yargı aracılığıyla sürdürdüğü tüm saldırı ve tasfiye politikasına karşı ezilenler de tavırsız kalmadı. Erdoğan/AKP iktidarının İstanbul Sözleşmesini feshetmesi ve sokak-eylem yasakları kadınların ve LGBTİ+’ların sokakları kuşattığı büyük direnişleriyle karşılık buldu. Boğaziçi Üniversitesi nezdinde ortaya çıkan öğrenci gençliğin akademik-demokratik mücadelesi gençliğin faşist iktidarı teşhir ettiği bir direnme mevzisine dönüştü. Yoksulluğa ve açlığa mahkum edilen emekçiler, patron düzenine ve sendikal bürokrasiye karşı bağımsız sınıf politikası iradesini ortaya koyarak, ‘geçinemiyoruz’ çığlıklarını sokaklarda yankılandırdı. Her tür itiraz ve karşı koyuşun devletin saldırısıyla karşılık bulduğu bu didişmeye karşın, büyük bir mücadele potansiyelinin birikimi engellenemedi. Öğrenmeyi başarması halinde, bu süreçte kaçırılan fırsatların daha büyümüş olarak döne döne kendini devrimci ve sosyalist güçlere sunacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Aynı fırsatları ortaya çıkaran şey sömürü, soygun ve zülüm sisteminin kendisidir. Özellikle geride kalan yılın sonlarında ortaya çıkan ve emekçileri büyük oranda yoksullaştıran ve açlığa mahkûm eden ekonomik kriz, soyulan milyonların dönüştürücü isyanlarına şahit olamadıysa, bunun tek nedeni komünistlerin ve devrimcilerin kuvvetlerini güven verecek bir merhalede re-organize etmemeleridir. Buna rağmen sosyal bir dönüşüm için tetikleyici olan, “yönetilmek istememe” durumunun da, “yönetememe” durumunun da daha çok derinleşerek süreceğinden kuşku duyulmaz. 2021’in komünist ve devrimciler yönünde açığa çıkardığı bu yetmezliklerden öğrenmek; büyük sosyal dalgalanmaların kaçınılmaz olduğu bu yeni yılda, ezilenlerin sistemi aşmalarını kolaylaştıracak önderlik işleviyle donanmayı koşullar. Sınıf bilincini edinmiş tüm kuvvetlerin de, enerjilerini, bu süreci karşılayacak devrimci bir sorumluluk ve kararlılıkla, güven merkezine dönüştürmekte ısrar etmeleri zorunludur. Zira kapitalist sömürü ve soygun düzeninin, bu düzenin sürdürülmesini koşullayan faşizmi ve zulmü  kuran denklemin ortadan kaldırılmasının tek evrensel ilkesi birleşmek, birleşmek ve birleşmekten geçmektedir. Güçlerimizin birliğini pekiştirmek, devrimcilerin birliğini istemek; işçi sınıfı ve tüm ezilenlerin birliğini sağlamakla ezilenler gerçek bir iradeye kavuşur ve işte o zaman her türlü değişimi gerçekleştirmeye muktedir olanların üretenler ve yaratanlar olduğu tarihe tanıtlanır.

Bu bilinç ışığında ve bilincimizin işaret ettiği bu sorumluluklara bağlı kalacak bir ısrarla; üretim alanlarında, okullarda, sokaklarda, hapishanelerde sınıf mücadelesini omuzlayan yoldaşlarımızın ve coğrafyamızın tüm emekçi ve ezilen halklarının bu yeni yılda da faşizme, ulusal ve sosyal sömürüye karşı mücadelelerini coşkuyla sahiplenmeye ve büyütmeye hazır olduğumuzu ortaya koyuyoruz. Bu kararlılıkla, yeni yılda kurumsal örgütlülüğümüzü nitelik ve nicelik olarak büyütecek, birleşik mücadeleyi ilerletme çabamızda ısrar edeceğiz. SMF olarak, 2022 yılında emek, demokrasi ve özgürlükler alanındaki mücadelelerin öznesi olma, tüm işçiler-emekçiler ve ezilenler lehine büyük kazanımlar yaratma ısrarımızı yineliyoruz. Yeni yıl, tüm emekçilerin ve ezilenlerin zincirlerini kırdığı bir yıl olsun!

 

SOSYALİST MECLİSLER FEDERASYONU

31 Aralık 2021